Pusu'laTiyatro

Tiyatronun Sonu: Ölümcül Tiyatro

20. yüzyılda yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerin tiyatro sanatında da yansımaları olmuştur. Bu yansımalar, oyunculuk, dramaturji ve reji dilini etkilediği kadar sahne düzenini, mekânı da etkilemiştir. Bu yüzyılın ünlü yönetmenlerinden Peter Brook, Boş Alan adlı kitabında sahne için “herhangi bir boş alanı alıp işte bir sahnedir diyebilirim” der ve tiyatro için yeni bir mekân tanımlamış olur: Kara Kutu (Black Box). Son yıllarda açılan yeni tiyatrolara baktığımızda kara kutu sahne formu kullanımının yaygın olduğunu görüyoruz. Bu tam da çağdaş tiyatrocuların arzuladığı bir şey: Eski sahne algısından yeni bir sahne algısına geçilerek, çağa uyum sağlayan bir mekân düzenlemesi…

ölümcül tiyatro

Kaynak: Amazon.com

Bütün dünyada yaygın olan bu yeni sahne formu son 10 yılda İstanbul başta olmak üzere Türkiye’deki alternatif tiyatrolarda oldukça tercih edilir hale geldi. 10 yıl önce İstanbul’da ortaya çıkan ve kara kutu sahneyi tercih eden tiyatroların oyunlarını izlediğimizde bu yeni tarz hepimizi çok etkilemişti. Son birkaç yılda bu tarz mekânlarda izlediğimiz oyunları gözden geçirdiğimizde, 2-3 kişilik hatta tek kişilik, genelde anlatı tiyatrosu tarzında ve küçük prodüksiyonlu oyunlar olduklarını görüyoruz. Sahne üzerinde çoğu zaman, yeni tiyatro yazarlarının yazdığı doyurucu metinler, profesyonel oyunculuklar ile karşılaşıyoruz. Bunlar kara kutuda oyun izlediğimiz ilk yıllarda samimiyeti ve yeniliği ile bizi büyüleyen ögelerdi fakat artık seyirci olarak daha fazlasını talep ettiğimiz bir döneme girdik. Alternatif tiyatrolarda bir oyun izlemeye gittiğimizde maalesef seyirci olarak neyle karşılaşacağımızı tahmin edebilir hale geldik ve sahnede bizi şaşırtacak, bize yeni deneyimler yaşatacak bir şey görmek oldukça güçleşti.

Bu olumsuzluklara ek olarak, İstanbul Arel Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi öğretim görevlisi Devran Bengü, İstanbul’daki kara kutu sahneler ile ilgili yaptığı bir araştırmasında, kara kutu sahnelerdeki eksiklikleri aydınlatma sistemindeki yetersizlik, akustik sorunları, dış mekândan kaynaklı gürültü sorunları, seyirci konforu yetersizliği, alt yapı ve tesisat sorunları olarak sıralamaktadır. Bu durum, kuşkulu birine kara kutu sahnelerdeki samimi ve küçük prodüksiyonların bir tercih mi yoksa mecburiyet mi olduğunu sorgulatmaktadır. Bizler tiyatroda, farklı mekân arayışları ile çağı yakalamaya çalışırken, tiyatrodaki olanaksızlıklar bu amaca engel mi olmaktadır? Ya da farklı şekilde sormak gerekirse kara kutu sahne önceleri sanatsal bir tercih iken, maddi yetersizlikleri gizlemek için kullanılan “mecburi” bir tercihe mi dönüştü?

Bu noktada yine Brook’a, onun “ölümcül tiyatro” kavramına dönmek yerinde olacaktır. Brook, ölümcül tiyatroyu tek biçimciliğin ve şablonların olduğu sıkıcı tiyatro olarak tanımlar. Bu tanım ile alternatif tiyatroların son birkaç yılda geldiği nokta sorgulandığında, kendi tiyatromuz için ölümcül tiyatronun tanımını yapıp konumumuzu iyi belirlemek bizi ölümcül olmaktan kurtaracak yegane hamle olacaktır. Mevcut koşullar altında, elimizdeki yegâne imkân olan oyunculuğu geliştirmenin sınırlarını zorladığımız bu sahnelerde sahnenin kendisi, ortaya konan emeğin seyirciye aktarılması önünde bir engel, ölümcüllüğün kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Bu bakış açısıyla Brook’un “ölümcül tiyatro” uyarısından yola çıkarak, alternatif bir tiyatro olan Yakîn Tiyatro olarak, kendimize şu soruları soruyoruz:

– Çağın gereklerine ayak uydurmak ve seyirciye yeni bir bakış açısı sunmak için seçtiğimiz kara kutu sahne formunun bizim için ölümcül hale gelmesini önlemek için neler yapabiliriz?

– Kara kutu sahne formu çerçevesinde kalarak yukarıda bahsedilen sorunları aştığımızda, seyirciye samimi bir oyun atmosferi ile etkileyici prodüksiyonlar sunmak ne derece mümkün olabilir?

Bu sorular, Yakîn Tiyatro tarafından son birkaç yıldır sorulmaktadır ve naçizane aşağıdaki cevaplara ulaşılmıştır:

– Özellikle son dönemde ortaya çıkan led ışıklandırma, robot spotlar ve görüntüleme sistemleri yoluyla kara kutu sahneler, dijital dünyanın büyüsüne kapılmış seyirciler için tekrar cazip hale getirilebilir.

– Kara kutu sahnelerdeki oyunların niteliğini artırmak için kullanılacak teknik imkânlar, alternatif tiyatrolarla bu tiyatroların farklı bakış açıları ve oyunculukları daha çok seyirciye ulaşmak için bir araç olarak kullanılmalıdır.

– Alternatif tiyatro, imkânsızlıklardan dolayı yapılan bir alternatiflikten, gerçek anlamıyla bir tercih haline gelir. Oyunlarda dekor ve ışık kullanılmayacaksa bu gerçekten bir tercih olur, zorunluluk değil.

– Seyircinin, alternatif tiyatrolara karşı, “imkânsızlıklar içinde debelenen bir avuç genç” algısı aşılarak, tüm ön yargılardan uzak bir şekilde oyunların gerçek değerlendirmesi yapılabilir.

Öncü Alper
Yakîn Tiyatro Genel Sanat Yönetmeni


Bir manifesto bir tanıtım: Yakîn Tiyatro

Yakin Tiyatro
Biz kelimelerle aramızda nitelikli bir mesafe oluştuğunda, aklına her geleni konuşan bir ağız, her söyleneni dinleyen bir kulak olmaktan kurtulabileceğimizi umut ediyoruz. Yakînlıktan kastımız niceliksel bir mesafe değil yalınlıktır. İnsan bulunduğu her durumda yaptığı işe tutunarak olgunlaşabilir.

Bir Cevap Yazın




Pusu'la

ODTÜ’den sergi izlenimleri 3: “Oyun”

“Hayat, sanat ve ruh… Hayat ruhu döver ve ezerken, sanat bir ruha sahip olduğunuzu hatırlatır.” Stella Adler ODTÜ Tasarım Fabrikası’nın Sanat Danışmanı Murat Akın, Heykeltıraş...