Pusu'laTasarım

Şehrin Üretenleri I: Düş Dükkanı Tasarım

Değişen, dönüşen ve devinen doğanın en göze çarpan parçası insan, önce kendini sonra çevresini sonra yayılıp devam ederek doğayı ve doğanın getirdiklerini tüketiyor, nihayetinde üretmeye mecbur kalıyor. Bu üretim mecburiyeti temel gereksinimler haricinde başka bir boyut kazanıyor ve estetik kaygılar, var olma çabaları ya da kendini bulma/öze dönüş gibi hislerle üretim özgün bir hal alıyor.

Yaşadığımız yerlerde iz bırakmak içgüdüsel bir davranış biçimi olsa da özellikle kent yaşamı içerisinde bıraktığımız ayak izleri, biz daha dönüp ardımıza bakamadan siliniyor. Bu yüzdendir ki sanat, kentli iken yemek içmek gibi zorunlu hale geliyor. Tükettikçe azalan ürettikçe var olan insan, yaşadığımız kentlerin dokusunu ve ruhunu üretimle tamamlıyor ve hatta kazandırıyor.

Şehrin Üretenleri serisinin, hayatı kaliteli ve yaşanabilir hale getiren kişileri anlatacak bir seri olsun istiyor, yazı dizisinin ilk üreteni olarak Senanur Tunçer ile başlıyoruz.

Senanur Tunçer nam-ı diğer ”Düş Dükkanı Tasarım”. Adından da anlaşılacağı üzere düş gibi işler çıkaran Sena sıradan insanların illüstrasyonlarını yaparak onları birer masal kahramanına dönüştürüyor! Nasıl başladığını, ”2017 yılında mezuniyet projesi olarak tasarladım. Daha sonra çok sevdiğim ve çevremden ilgi gördüğü için geliştirdim, işim haline geldi. Temeli tasarlanmış ve özgün ürünler üretmek olan Düş Dükkanı’nda kişiye özel illüstrasyonlara dayalı tasarımlar yapıyorum,” diye anlatan Sena, lisans dönemi boyunca, Güzel Sanatlar okuduğunu duyan herkesin ilk sorusunun ”Beni çizebilir misin?” olduğunu ekliyor. Sena insanların başkasının gözünden nasıl göründüğünü merak ettiklerini, Düş Dükkanı’nda ise herkesi bir kahraman olarak gördüğünü, bu sebepten böyle resmettiğini belirtiyor.

”Herkesin ama herkesin; bir insanın, bir köpeğin, bir balığın ya da bir kaktüsün kendi içlerinde masalsı yanları ve mücadeleleri vardır. Ben bu karasallıkta karakterlerin sadece bu özelliklerini görüp çiziyorum.”

İllüstrasyonlarına insanların verdikleri tepki ve mutluluklarından ilham alan Sena, güç kaynağının bu olduğunu söylüyor. Sanat, tasarım ve yaratıcılık her ne kadar hak ettiği değeri görmese de aldığı tepkilerden güç alarak ve üretimin verdiği tatmin ile bu yolda ilerlemek istiyor.

Düş Dükkanı Tasarım’ın kesinlikle bir tarzı var, imza atmasına gerek yok Sena’nın. İşleri kendini belli ediyor. Sena bu tarzla tanınmanın çok keyifli olduğunu söylüyor. Bu tarz sayesinde üç kitaptan oluşan bir çocuk kitabı serisi bile resmetmiş! Hedefi ise kendini biraz daha geliştirip animasyonlar üretmek.

”Üretmek çok güzel! Kendimi asla bir plazanın 90. katında görmek istemiyorum. Daha çok kişiyi çizip daha çok kişiyi mutlu etmek haz dolu… Fırça lekeleri sizinle olsun! ”

Sena’nın işlerini görmek için Instagram hesabına tıklayabilirsiniz !

GüneşK
Mor bulutların sahibi hayali arkadaş.

    Bir Cevap Yazın



    ahlat ağacı film sahnesi Pusu'la

    Ahlat Ağacı, Yaşam Ağacı

    Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliği haricinde senaryo ve kurgusunu da üstlendiği 71. Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan Ahlat Ağacı filmi, Akın Aksu’nun Bir Taşra Köpeği...

    Pusu'la

    Av Mevsimi Sizi Bekliyor

    Bir sanatçının yaratma sürecine az da olsa şahit olduysanız, sonuçta ortaya çıkan eserleri, bitmiş halleri ile sergide görmek bambaşka bir duygu. Bu duygularla mart ayının...