Kent

Raubdruckerin: Rögar Kapaklarını Giyinmek

Bir rögar kapağını yağmurlu günler dışında başka nasıl daha görünür hale getirebilirsin? Belki de hiç aklımıza gelmeyecek bu soru birilerinin zihnini meşgul edince Raubdruckerin projesi doğmuş. Raubdruckerin, Berlin’de bir sanat kolektifi tarafından şehrin işlevsel ama bir o kadar da görünmez rögar kapakları üzerindeki desenleri kumaşlara basan bir proje. Sadece rögar kapakları değil; duvar süslemeleri, kaldırım taşlarındaki bisiklet figürleri, mazgallar… Tıpkı çocukluğumuzda yaptığımız patates baskılarını hatırlatıyor ancak patatesi kağıda değil kağıdı patatese basıyormuşsunuz gibi. Bir kumaşı şehrin yüzeyine bastırıyorsunuz.

Sokağa İnmek

Temel motivasyon Avrupa şehirlerinin her birinde farklı olan rögar kapaklarının karakteristiğini hatırlatmak. Sevdiğin şehre ait ve üstelik işlevsel bir simgeyi üzerinde taşımak hoş bir fikir. Bu fikrin aklımıza gelme olasılığını düşüren bir gerçek, ülkemizde rögar kapağına dair bir estetik kaygının henüz güdülmemiş olması.

Raubdruckerin temiz bir proje. Projenin doğasında insan odaklı ve doğa dostu üretim var. Tişörtler organik pamuktan, kapüşonlular geri dönüştürülmüş polyesterden ve hepsinin ticareti adil biçimde yapılıyor. Kullanılan boya su bazlı ve petrol içermiyor. Baskı işi bittikten sonra boyayı silerek temizliyorlar. Hızlı moda kavramının hayatlarımıza girdiği yıllarda sokağa inip kaldırım taşına sürdüğün çevre dostu boya ile kendi tişörtünü yapmak, bireysel ama kendi içerisinde tatmin edici bir başkaldırı. Kuvvetli bir mesaj. Bir öncü.

Proje 2016 tarihli ve Berlin çıkışlı olsa da zaman içerisinde Paris, Amsterdam, Roma, Barselona, Madrid gibi diğer Avrupa şehirlerinde de uygulanmaya başlanmış. Street printing olarak nitelendirilen ve sokak baskısı olarak çevirebileceğimiz ama “sokak matbaacılığı”nın kulağıma daha tatlı geldiği projenin her şehirde farklı bir koleksiyonu var. Madrid’de metro yazılı demir kapaklar bez çantalara işlenirken, Roma’da private property yazısını tişörtlere basılı halde görebiliyoruz. Barcelona’nın çiçekli kaldırım taşları, Budapeşte’nin estetik rögar kapakları…

Yine de ilhamları büyük oranda ilk çıkış noktaları olan Berlin. Türkiye’ye geldiklerinde ise karşılaşacakları “Mert Döküm” yazısından veya kenarlarındaki boşluktan kanalizasyondaki suyun akışını duyabildiğiniz kapaklardan haberdar olmalılar ki, Türkiye’deki herhangi bir şehirden söz edilmiyor. Üstelik benim gibi rögar kapaklarıyla aranıza en az bir metre bırakarak yürüyorsanız aklınızdaki riskler az çok tahmin edilebilir: Ya kapak açılırsa ve düşersem? Sık sık taşan kanalizasyonları da hesaba katarsak kapaklara sürülmüş bez parçalarını kim giymek ister ki?

Bisiklet şehri Amsterdam’dan

Sıradaki Durak Rögar Kapaklarından Bir Cennet

Projenin yeni durakları arasında iple çekilen ülke Japonya. Projenin Avrupa dışındaki ilk durağının Japonya olması şaşırtmadı zira bu ülke, rengarenk bir rögar kapağı cenneti. 1985’te her belediye kendi rögar kapağını tasarlaması fikri ortaya atılınca tasarım yarışmaları düzenleniyor. O günden beri de rengarenk ve özel tasarım rögar kapakları Japonya sokaklarının kimliğinin bir parçası haline geliyor. Temel motivasyon ise kanalizasyon için yüksek vergi veren vatandaşlara bir nebze olsun karşılığını verebilmek.

Japonya’daki rögar kapaklarından örnekler

Japonların motivasyonu rögar kapaklarını daha sevimli hale getiriyor. Sanatsal dokunuşlar şehri daha estetik kılıyor. Hatta kentin kimliğini yansıtan bir simge olarak görülüyor. Aytaç Özumutlu rögar kapaklarının görsel açıdan 7 farklı kategoride ele alınabileceğini ortaya koyuyor: motifsel, strüktürel, tipografik, simgesel, kent görünümü ve bilgi verici. İstanbul’un rögar kapakları bu kategoriye göre logo içermesiyle “simgesel”. Logonun büyükşehir belediyesine ait olması onu bir kentin kimliğinden çok belediyenin malı haline getiriyor sanki. Derken, öte bir yandan, şehirlerin turizm sektörü için markalaşmasına zemin hazırlayan bir hareket olarak da ele alınabilir rögar çizimleri. Çizimleri bir tişörte basmak olduğu haliyle sanatsal bir hareket iken, tişörtlerin hatıra eşya olarak satışa sunulması bu hareketi şehirlerin turizm için markalaştırılıp bir tüketim mekanına çevrilmesi tartışmasına sokuyor.

Rögar, Fransızca “regard” kelimesinden türüyor, anlamı “bakış, bakmak” ve “kanalizasyon ve diğer yeraltı tesisatını kontrol etmek için bırakılan menfez” anlamına geliyor. Bu arada rögarın TDK’daki tam anlamı da “Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca” olarak geçiyor. Bu yazıdan sonra hepinizin rögar kapaklarını inceleyeceğini biliyorum.

Projeye ilişkin: Websitesi | Instagram


Sokak sanatı sevenler için: Şehirde Aniden Karşımıza Çıkanlar: Murallar

Seren Erciyas
serciyas@lavarla.com

    Bir Cevap Yazın

    Kent

    Türkiye’nin İlk İşgal Evi Don Kişot

    İçinde insanın yaşamadığı evler yavaş süren bir ölümle lanetlenir. Bu açıdan boş evler sahiden de lanetlidir. İçinde insan yaşayan evlerse, her ne kadar her zaman...

    en acılı ankara deplasmanı1 Kent

    En Acılı Ankara Deplasmanı

    2019 Mart’ının ilk günü. Ben o zamanlar sıradan bir üniversite öğrencisi gibi yaklaşan vize haftamı düşünmekle meşguldüm. Ailemin gönderdiği harçlıktan artırdıklarımla kendime Trabzonspor’un oynayacağı deplasmanlara...