Yaşam

Pandemi’de Üretkenlik Meselesi I: Mustafa Ayaz ve Erdal Reşit Yılmaz

Sanat, farklı bir mutlulukla nefes almanızı sağlayan şeydir.
Anni Albers

 

Pandemi.
Rahatça nefes almanın değerini en iyi anladığımız veya anlamamız gereken günler.
Yazıyı okuyan herkesin yaşamı boyunca hiç yaşamadığı –en kısa sürede bitmesini dilediğim– olağanüstü günler.
Yaşamı, sosyal ilişkileri derinden etkileyen günler.
Kısıtlamalı, yasaklı, kimi için çok sıkıcı, kimini daha az etkileyen ama herkes için bir şekilde farklı günler.
En çok özlenen sağlıklı ve yasaksız günler.

Ve sanatçılarımız…
Ressam, heykeltıraş, ebruzen veya tiyatro sanatçıları…
Bugünlerden önce ne yapıyorlardı, şimdi ne yapıyorlar, sonrası için ne düşünüyor, planlıyorlar?
Pandemi onları nasıl etkiledi?
Sorular sordum. Dördüncü soru Sevgili Prof. Dr. Hasan Pekmezci’den, son soru sanatçının kendisinden.
Virüs hayatımızdan çıkması, sanatın hep var olması dileklerimle…

İki ressamla başlıyoruz.
Memlekete bir ilki, Mustafa Ayaz Müzesi’ni kazandıran, 7 katında eserlerini sergileyen, sanatının profesörü olan Ressam Mustafa Ayaz.
Ve bir beyin cerrahı, Doç.Dr. Erdal Reşit Yılmaz. Bir devlet hastanesinde çalışıyor ve tüm hastanelere örnek olacağını ümit ettiğim Sanata Açılan Dışkapı Atölyesi’nin kurucularından.

Prof.Dr. Mustafa Ayaz – Ressam

Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?

Elimde kâğıt, kalem sürekli çizerim. Çizmeden, boyamadan duramam. Ben resim yaparak düşünüyor, resim yaparak mutlu oluyor, resim yaparak yaşıyorum.

Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?

Çalışmalarım fazla kesintiye uğramadı. Aşağı Ayrancı’daki atölyemde çalışmalara devam ettim. Ancak korona süreci psikolojik olarak beni çok etkiledi. Herkes gibi ben de korkuyorum. Korku içerisinde çalıştım. Bu korkuyu bazı resimlerime yansıttım. Bazı resimlerimde de sevgiyi yansıttım. Koronayı kedi ya da gülen bir kadın formuna soktum.

Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?

Değişen hiçbir şey olmadı aslında. Eski çalışma tempoma devam ettim. Ben elim için “Geveze elim” tabirini kullanırım. Atölyeden sonra evde yemeğimi yer, taslak çizmeye başlarım. Ancak gözlerim görmez, ellerim tutmazsa resmi bırakabilirim.

Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?

Bu süreç normal olarak insanların yaşam biçimlerini değiştirdi ve birçok insanı karamsar yaptı, ama ben bunu kırdım. Tabii beni de hüzünlendirdi ve korkuttu. Kurduğum müze için yapmak istediklerim var. Bunları yapamamaktan korktum. Ama çok karamsar olmadım. Karamsar olsaydım, bu resimleri yapamaz, bir kenara çekilirdim. Ben bunu yapmadım, inadına daha çok çizdim, boyadım. Korona biçimini kendi hayal dünyamda şekillendirdim.

“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?

Resim yapmak dışında farklı bir planım yok. Benim tek idealim bir müze kurmaktı. Ben daha küçük tasarlıyordum. Bu kadar büyük, devasa bir müze olacağına inanmıyordum.

Bu soru sizin, istediğinizi sorun ve yanıtlayın! (Her sanatçı farklı sorduğundan -varsa- soruyu son paragraftan önce parantez içinde bulacaksınız)

Yalnız, benim tuttuğum günlüklerim var. Bundan sonraki süreçte, bunların bir kitap haline dönüşmesini hedefliyorum.

Doç. Dr. Erdal Reşit Yılmaz – Ressam

Bir türlü bitmeyen, ne zaman biteceği kestirilemeyen pandemi öncesinde ne yapıyordunuz?

Sağlık çalışanı olarak tabiî ki hastane normalde de hayatımızın büyük bir kısmını dolduruyordu. Ancak mesai dışında kalan zamanlarda dışarıda bir yerlerde oturmak, sohbetler etmek, kitapçıları, sahafları dolaşmak uygun olursa sanat atölyesine gidip biraz resim yapmak rutin alışkanlıklar içerisindeydi.

Pandeminin ilk zamanlarında ne hissettiniz, çalışmalarınıza etkisi nasıl oldu?

Pandeminin bu boyutlara bu kadar hızlı ulaşacağını açıkçası tahmin etmemiştim.  Rutin yaşantının sekteye uğraması tabiî ki ister istemez hayatı zorladı. Sağlık çalışanı gözüyle kısıtlamalar hoşumuza gitmedi değil. En azından normal hasta yükümüz suni olarak azaldı. Ama rutin yapılan kültürel faaliyetler hele hele atölye çalışmasının aksaması yaşamda bir boşluk oluşturmadı değil.

Pandeminin ilk günlerinden bugüne, yaptıklarınızda bir değişiklik oldu mu?

Pandemi ve kısıtlamalar sürecini olumluya çevirmek çoğu insanın yapmak isteyip de yapamadığı işlerini yapması için bir fırsat oldu diyebilirim. Benim için de öyle. Hele ki çok sevdiğim (işim dışında) resim yapmayı pandemi döneminde hastane içinde atölye tesis ederek hızlandırmış oldum.

Salgın, sizin yaşama bakış açınızda moral değerler açısından ne gibi etkiler yarattı?

Son derece olumlu aslında. Kısaca ‘’bugünün işini yarına bırakma’’ felsefesini yerleştirmiş oldum.

“Şu pandemi bir bitse, şunu yapacağım!” dediğiniz planlarınız neler?

Herhalde tatil planı dışında çok bir planım yok. Pandemi dönemini pozitif değerlendirince geriye pek bir şey kalmıyor.

Bu dönemin olumlu yanı var mı?

Bu dönemin olumlu etkileri de var. Çok fazla emek, para gerektirmeyen temizliğin, sosyal mesafenin ne kadar önemli olduğunu dünyaya öğretti. Umarım devam eder. Tabiî ki bir de evde geçirilen zamanın ev halkı ile olan ilişkileri sağlamlaştırması ayrı bir katkı. Bu dönemde pozitif olanlar arasında kitap yazan, sanat eseri üreten, kendiyle baş başa kalma cesaretini gösteren, zaten var olan teknolojik yeniliklerin farkına varıp sanal iletişimi, bilgi alışverişini çok iyi değerlendiren o kadar çok insan var ki.


Serinin ikinci yazısı için: Pandemi’de Üretkenlik Meselesi II: Hikmet Çetinkaya ve Işıl Acaray

Necati Yalçın
Dr. Necati Yalçın 1964, Artvin doğumlu. Gazi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği’nde lisans, Marmara Üniversitesi İngilizce İnsan Kaynakları’nda yüksek lisans, Ege Üniversitesi İletişim’de doktora yaptı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde, teğmen-albay rütbelerinde; Kuleli, Maltepe, Harbiye ve Kara Havacılık Okulu ile Lefke Avrupa Üniversitesi’nde öğretmen ve öğretim görevlisi olarak çalıştı. İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın


    botanik parkı lavarla Meseleler

    Gittin Gideli III | Avuntu

    Kopmak, bağlanmak kadar doğal değil mi? Bilge Karasu /Altı Ay Bir Güz Sen gittin gideli, döndüğün günün hayalini kurarak geziyorum Ankara’nın limonlu kolonya kokan sokaklarında....


    Güvenpark Meseleler

    Gittin Gideli II | Terk Edilmiş Şehir

    Dostlar da çekilip gidiyorlar hayatımdan Yürüdükleri yollarda arıyorum onları, sevdikleri kızların gözlerinde Kendi sularınca boğulan bir denizim ben Kendi taşlarınca zaptedilen bir kale Ahmet Erhan...