Pusu'laSergi

ODTÜ’den Sergi İzlenimleri: Nesne(l) Object(ive)

Salvador Dali, “sanatın İnsanların sadece içinde bulundukları toplumun nesnel güçlerini değil, aynı zamanda kendi iç yaşamlarının güçlü toplumsal niteliğini kavramalarına yardımcı olabileceğini” savunmuş.[1]

Madelynn  Dickerson, hepimizin cazibesine kapılabileceğimizi söylerken, “sanatın güzel, gizemli ve hatta sarsıcı olabileceğine” dikkat çekmiş.[2]

Adnan Turani, “Bir ülke kültürü, sanat eserinde kendi somut biçimini bulur,” saptamasını yapmış.[3]

İdil Mirata, yazının konusu serginin sanatçılarından, “sanattaki ölüm olgusunun önemini irdelerken, cinsellikle örtüşen aşkın bir olma halinin doğrulamasını” yapıyor.[4]

ODTÜ’de bir sergi: nesne(l) object(ive)

Serginin küratörlüğünü, eserleri sergide de yer alan iki sanatçı yapmış: Murat Akın ve Ahmet Güven. Sergide Akın ve Güven’e, Işıl Kurmuş Aleksandrov, Coşkun Demirok, İdil Mirata ve Aslı Sinman Kutluay eşlik ediyor. ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Kurdaş Sergi Salonu’nda, 31 Ocak 2022 tarihine kadar gezilebilir.

Akın: Gazili veya ODTÜ’lü, hep Ankaralı!

Murat Akın.
ODTÜ Tasarım Fabrikası sanat koordinatörü. Daha önce aynı salonda Burhan Alkar Sergisi düzenlemişti. Sevgili Alkar’ın sergi mekânının güney cephesinde Uzay ve Gençlik Heykeli var. Sergi pek anlamlıydı…
Mekânın batı cephesinde bir başka usta sanatçının eseri var: Mehmet Aksoy’un Hazerfen’i. Salona bir Aksoy sergisi de ne güzel gider!
Sergide… Akın’ın köşesi mekanik ağırlıklı ve duygusal, Babası Cevdet Akın’la dolu her santimi.
Tezgâhını dikine yerleştirmiş, aletler akvaryumdaki balıklar misali.
Ahşap takım sandığı, “DIŞARIYA TAKIM VERİLMEZ!” yazılı.

Nota sehpası var bir de, 70 yıllık defterle. Her satırı özenli. Dokunun aletleler sallansın, geçmişten bugüne duygu salınımı…

Akın’ın sözleriyle:

Zanaat-sanat, usta-çırak, baba-oğul ilişkilerine vurgu yapmak, dünü bugüne bağlamak, gelecek olan bir zamana yararı dokunmasını ummak.

Aleksandrov: Alışılagelmişin alışılmamışı!

Işıl Kurmuş Aleksandrov.
Alışılagelmişleri, örneğin günlük eşyaları yapıyor ama alışılmadık biçimde. Sandalye yapıyor. Ağaçtan veya metalden yapılmalı, sert olmalı ki oturabilsin değil mi? Aleksandrov’unki kumaştan! Yumuşacık!
Sergide… Yine yumuşaklık hâkim. Bir oyuncak, büyük ve pofuduk!
Siyah zeminde, duvarda asılı.
Yaklaşınca sizi ayrıntılar bekliyor, iğneler gibi. Hepsi batmış, toplu veya kancalı. Hayal dünyanızı çalıştıracak zenginlikle bezeli…

Sanatçıya kulak verelim: Kurbağa Hikâyesi
Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün görünmüyordu.
Yukarıdaki kurbağalar, boşuna uğraşmamalarını söylediler arkadaşlarına:

Çukur çok derin, dışarı çıkmanız imkânsız.” Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler. Yukarıdakiler ise hala boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı. Sonunda kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti. Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürdüler. Ne var ki, çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıçramayı başardı ve çukurdan çıktı. Çünkü bu kurbağa sağırdı. O yüzden, arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine kulak asmamıştı.

‘Ümidini kaybetmiş bir insanın, başka kaybedecek bir şeyi yoktur.’

Demirok: Aklında, fikrinde hep sanat!

Coşkun Demirok.
Almanya’da mimarlık eğitimi görmüş, çalışmış, halen orada yaşıyor ve sanatın hep içinde olmuş.
Sergide… Karşılıklı iki duvarda. Birinde eskilerden, aile fotoğrafları, üzerlerine sanatçı dokunmuş, soyut figürler oluşmuş.
Karşı duvarda sadece çizgiler var. Fotoğraf yok ama aynı formda ve sayıda kâğıtlar üzerinde.
“Altında bir yaşanmışlık, anı var-yok, yaşam devam ediyor” dercesine…

Resmin sınırlarını soruşturan, onu hep yeniden deneyimleyen, mekânla iletişimi gözeten bir resim anlayışından gelmektedir. Diğer mesleği mimarlıktır. Sergide gösterilen desenler ‘an’ın kayıtları olarak ortaya çıkarken, aile fotoğrafları üzerine çalışmalar ise benlik arayışının yanı sıra, geçmişle olan boşuna bir alışverişi konu eder.

Güven: Mühendisken de fikrinde veya cebinde sanat!

Ahmet Güven.
ODTÜ’lü. 25 yıllık mühendisliği sırasında işe gidişlerinde Gergedan dergisini cebinde taşırmış. Şimdilerde işi gücü sanat olmuş, yüksek lisansını da sanat alanında yapıyor.
Sergide…Ortada yatağıyla önünüzde bir oda! Duvarda bir çerçeve eksik, Van Gogh’un yatak odası aklınızda!
Açılır, kapanır penceresiyle… Kullanılmış, eksilmiş ve sanırım biraz da yorulmuş yere yığılmış malzemesiyle.
Metal çubuklar bağlantıyı sağlıyor. Bağlantı yaşanmışlığı…

Kendi sözleriyle:

Mekânda endüstriyel üretim ve zanaat yanyanalığı üzerine kavramsal temalar araştırma konusudur. İşlerinde insanın teknikle kaçınılmaz ilişkisini sorgular. Nesnenin kendi mekânındaki simgesel gerçekliğini sanat mekânında yapı söküme uğratacak melez objeleri, hazır ve buluntu nesneler ile üretmeye çalışır. Bu şekilde, simgesel gerçekliğin hakikat olma yolunda ilerleyişini sorgulamayı dener.

Mirata: Kaosu yoğururken hayatı sorguluyor!

İdil Mirata.
Yazının giriş bölümünde kitabından alıntı yaptım. Sanatta yeterlilik tezini kitap yapmış. Sanat eğitimini Londra’nın ardından Bilkent ve Hacettepe ile sürdürmüş. Kendisi, Dickerson’un sanatın sarsıcı olabileceğine dair sözünü yazıya alma nedenim!
Sergide… Çarpıcı köşe!
Sanatının dayandığı temelleri işlediği, dünyadan ve kendinden örneklendirdiği kitabını bir solukta okudum. Stelarc örneği gibi izlenmesi güç olmayan eserler (performanslar) ortaya koyduğu için Mirata’ya minnettarlık hissettim.
Eril-dişil çağrışım var.
İşkembe, hurda demir ve saçla. Asılı. Fonda iki ipek çarşafın yumuşaklığı…

Kendi sözleriyle:

Çalışmalarımda düal gerçeklikte var olan tüm zıtlıkları; örneğin dişil-eril unsurları, acı-haz gerilimini irdelerken, özellikle cinsellik ve ölüm kavramlarını ön plana çıkarmayı hedefliyorum.

Sinman: Gezen, okuyan, izleyen ve üreten!

Aslı Sinman.
ODTÜ Endüstri Tasarım lisans, Bilkent Güzel Sanatlar yüksek lisanslı. Dünya coğrafyasında sergi açtığı mekânlar, ABD’den Singapur’a düz çizgi üzerindeki pek çok kentte. Hep olduğu yerse doğduğu Ankara.
Sergide… Eseri üç ana bölüm, altlı, üstlü. Üste giyilen aşağı salınmış, ayağa giyilen alta konulmuş. Bağlantıları kurunca neler düşüneceksiniz bakalım!
İşçi tulumu ile altındaki stiletto (ince, yüksek topuk ve düztaban) favorim!

Kendi sözleriyle:

Hayatımızdaki ikilemler
Söylediklerimiz, sustuklarımız, bize giydirilenler
Anne giysisi ve asker botu
İşçi tulumu ve rugan stiletto
Gelinlik ve paten

Kaçırılmasa!

Kitaplardan Dali, Dickerson, Turani ve Mirata’yla başlamıştık. Onların sözlerinden hareketle bitirelim:

Ölüm, cinsellik veya ikilemler gibi içeriklerle toplumsal veya iç yaşamları irdeleyen, güzel, gizemli ve hatta sarsıcı sanatın somut biçimde sergilendiği bir sergi.

Kaçırılmasa!

Kaynaklar

* Susie Hodge, Sanat, İnkılap Kitabevi Yayınları.
* Madaelynn Diskerson, Sanat Tarihi, Say Yayınları.
* Adnan Turani, Dünya Sanat Tarihi, Remzi Kitabevi Yayınları.
* İdil Mirata, Sanat Ölüm Erotizm, Dorlon Yayınlar.
* isilkurmus.com
* coskundemirok.de
* artopol.com/coskun-demirok
* arti90.com
* lifeinlifedergisi.com/ahmet-guven-nevuga
* aslikutluay.com
* artnivo.com…idil-mirata-tokdemir

[1] Susie Hodge, Sanat.
[2] Madaelynn Diskerson, Sanat Tarihi.
[3] Adnan Turani, Dünya Sanat Tarihi.
[4] İdil Mirata, Sanat Ölüm Erotizm.

Necati Yalçın
İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara, Keyifli Öğretmenlik ve Mehmet Tunçer-Savaş Sönmez ile Kaybolan Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın




    Pusu'la

    Gitmenin ve Kalmanın Müzesi: Baksı

    Bu yazıda Baksı Müzesi’nin Bayburt merkezine 45 kilometre uzakta ufacık bir köyün yakınında kurulan, etrafında bozkırdan, dağlardan ve -şimdilerde sessiz akan- Çoruh Nehri’nden başka hiçbir...