MüzikMeselelerRöportaj

Noxus Konseri Öncesi “Alarga” ile Lafladık

  1. Alargayı kısaca tanıyarak başlayalım.

 Çağın: 3-4 sene önce ansızın şarkı yazmaya başladım. Şu anki tonmaisterımız Ege’ye o zaman evde yaptığım kayıtlar ulaşmıştı bir arkadaşımız vesilesiyle. Kafalarımız örtüşünce beraber çalmaya; bas, davul, trompet ve klavyenin olduğu düzenlemeler yapmaya başlayıverdik. Sonra kimlerin çalabileceği sorusu ortaya çıktı. Benim kafamda grubun tam olarak bu hali vardı. Ozan’la üniversiteden, Can’la da oradan buradan tanışıyorduk. O zamanlar Son Feci Bisiklet’te dahi beraber çalmıyorlardı. Hakan da lise arkadaşım -ki şarkılardan bir süre önce bir araya gelip sevdiğimiz başka şeyler çalıyorduk. Bir tek klavye soru işaretiydi. Ege gecegece’de çaldığı zamanlardan Cansu’yu tanıyordu. Ona şarkıları yollayınca onunla da kafamız uyuştu. Ama o sene işler tanışma bazında kaldı diyebiliriz. 2014 yılında Ozan, Can ve ben dışarıdayken bir gece aklımıza esti ve stüdyoya mı girsek dedik. Can istemeye istemeye gelse de beşimiz birden oradaydık. Baktık güzel duyuluyor, kaydetmeye ve yayınlamaya karar verdik. Konserler ve devamlı yeni kayıtlar gelince albüme kadar gitti olay.

Ozan: İşin özü Çağın’ın anlattığı gibi.Ek olarak Ege stüdyoya gelmeyerek grubun kaderini belirledi.O anda bir şey olması gerekiyormuş herhalde. Stüdyoda birbirimizi dinleyince aynı kafada olduğumuzu anladık.Aslında bir stüdyo yapalım ve ne olacak görelim diye düşünüyorduk ama işin albüm noktasına geleceğini tahmin etmemiştik.Hatta kayıtları yaparken bile bunlar bize anı kalsın, hücum kaydedelim kafasıyla stüdyoya girdik.Sonra fena olmadı, mix ve mastering de yaptıralım dedik.
Cansu
:  Grup başlamadan bir yıl önce Ege,Çağın ve ben evde minimal bir müzik üretmeye çalışıyorduk.Bir ara kopukluk oldu,Çağın’ın mezun olma durumu vardı. Bir yıl aradan sonra Çağın aradı ve yarın stüdyoya gelir misin dedi.Ben de kızdım bir gün önceden mi haber verilir diye.

 

  1. Geçiminizi müzikle mi sağlıyorsunuz?

Ozan: Ana gelir kaynağım müzik ama zaman buldukça kurgu ve çekim işleri yapıyorum.

Can: Ozan düğün çekiyor. Müzikle sağlıyorum bu arada.

Hakan : Dişçiyim.

Cansu: Ben de müzikle geçinenlerdenim.

Çağın: Makine mühendisiyim.

 

  1. Keşke bu grupta olsaydım, bu müzisyenin arkasında çalsaydım dediğiniz kimler vardır?

 Can: Benim aklıma direk Ozan geldi. Bir de Jimi Hendrix diyebilirim.

Ozan: Can diye düşünmüyordum da çalmaya başlayınca fena olmadı dedim.Ama önümde Freddie Mercury olsa daha da mutlu olurum.

Hakan: Benim yok ya galiba.

Çağın:  Bası Richard Bona’nın çaldığı, vokal yapmadığım ve akustik gitarla takıldığım bir grup olabilirdi. Bonobo’nun Black Sands albümünde söyleyen ablayı da alıp, bir de etnik perküsyonlarla güzel olur.

Cansu: Pino Palladino’nun büyük hayranıyım. Onunla çalmayı isterdim.

  

  1. Yakın zamanda Alargayı ne yaparken bulacağız?

Cansu: Albüm var, albüm!

Çağın: Ner konserini hem ikinci yılımızı kutlamak için hem de Cansu’dan çıkan hayali arkadaş konseptli albüm fikrini hayata getirmek için gerçekleştirdik. 5 kişiyiz, Cansu hariç hayali arkadaşı olan yok grupta. Malzemeyi nereden bulacağız diye düşünüyoruz, çünkü uydurmak da olmaz yani. Dinleyicilerden rica ettik. Hayali arkadaşınızı paylaşın, albüm hediye edelim dedik. 20-25 arası geri dönüş oldu. Hikayeleri bir başka hikaye üzerinde bir araya getirip bunun üzerine bir albüm çıkarmayı düşünüyoruz. Biraz iddialı olacak ama Türkiye’de indie gibi gözüken şeyler -Alarga dahil- genelde alternatif rock gibi oluyor. İkinci albümün tam anlamıyla indie olmasını istiyoruz.

 

  1. Ankaranın alternatif bir müzik piyasasına sahip olduğuna inanıyor musunuz?

Çağın : Pek değil. Geçtiğimiz ay Ner diye bir mekanda konser verdik. Aslında mekan da diyemeyiz, alternatif müzikle bir araya gelmeye çalışan bir ev. Çok fazla yer de yok fakat Noxus alternatif müziği yaşatmak için epey çaba sarfediyor ve hep öyle isimler getiriyor. Sadece Ankara için de değil, Türkiye’de bu tutmaz ve bunun için emek harcamayalım görüşü hakim. Ticari kaygıya da hak vermiyor değilim ama hem mekanların hem de müzisyenlerin biraz daha cesur olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Ozan: Kültürle alakalı bir durum. Bizim ülkede böyle bir kültür olmadığı için… Bir şeyler olursa belki bu dönemde olur, ona da birilerinin ön ayak olması gerekli. Bazı mekanlar imkan sağlamaya çalışıyor ama temel eksikliği olduğu için zamanı var diye düşünüyorum.

Haksızlık da etmeyelim gerçi, bağımsız takılan epey iyi grup çıkarıyor Ankara. Teşekkürler!

Cansu: Çok güzel gruplar var ama hiçbirini sahnede izleme şansımız olmuyor.Artık gruplar da “evde kayıt alıp yayınlayalım.” diye düşünüyor haklı olarak.

 

  1. Beste yapım sürecine değinsek biraz.Nasıl ilerliyorsunuz? Beste yapımında özne rolü üstlenen biri var mı aranızda?

Çağın: Şimdiye kadar ben evde ya da bir yerde bestelerin temelini kurup gruba sundum, bu şekilde gelişti süreç. Detaylara girmeden partisyonlarla ilgili konseptler paylaştım. Stüdyoya girince de hep beraber şekillendiriyoruz.Önemli olan da o kısım bence. Grubun ne aldığı, nasıl geliştirdiği. Sonra bestenin özüne dönüyoruz ve genelde kısmi değişiklikler yapıyoruz. Grubu kurarken de beklentim bu yöndeydi; bu insanların bestelere katkıları olacak ve benim de vizyonum açılacak. Temelinde bencillikle altruizmin arasındaki çizginin kaybolduğu cinsten bir istek. En imece gelişen de Hugrats oldu bu arada. Stüdyoya getirdiğimde Cansu bambaşka bir şey çıkardı.Oradan Ozan etkilendi, o da aynı şekilde.Bu da kafamı çok farklı yerlere götürdü. Mesela Bu Çok İnsani Bi’ Şey sözler de dahil her şeyiyle 15-20 dakikada yazılmış bir şarkı. Albümdeki hali de o hali. Hiçbir şeye dokunmadık.

Ozan: Çağın “Siz 10-15 dakika mola verin. Ben bir şeyler yazacağım.” dedi.O anda nasıl bir şey gelmişse adama… Anlık gaz galiba. Biz Can’la abanmayı seviyoruz birazcık. Hugrats’in sonunda abanmayı tercih ettik. Başta herkes abartmayalım dedi ama sonra olduğuna karar verdik. Cansu’nun yazdığı klavye çok iyi orada. Ve bir anda çıkmış bir şey.Grupta herkes konuşması gereken yerde konuşabiliyor ve bu çok önemli. Bir şekilde oldu işte, biz de bilemiyoruz bazen.

 

  1. Sözler Çağından çıkıyor. Mono için biyografik bir albüm diyebilir miyiz?

Çağın: Evet aslında ayrı ayrı bakarsak öyle bir durum var gibi. Ama zaman geçtikçe neyi niye yazdığını unutuyor insan. Mono’nun bütünü aslında bambaşka bir hikayeye dönüştü ama biyografik temeli yok da diyemeyiz.

 

  1. Dinleyeniniz Monoya nasıl bir reaksiyon gösterdi? Ayrıca klip gelecek mi?

Ozan: Günlük bir buçuk dinlenme. Sanırız bizi çok seven bir kitle var ama nerede olduklarını biz de bilmiyoruz.

Çağın: Olumsuz bir şey duymadık ne yazık ki, halbuki bu anlamda yönlendirme almak isterdik. Özgünlüğünü ve hikaye tarzını beğenmişler  çoğunlukla diye anladık. İsteğimiz sade ve yalın bir şey çıkartmaktı, öyle de oldu. Klibi de 2 yıldır düşünüyoruz ama klip yapmak için klip yapmayacağız. İkinci albüm geldikten sonra bu klip Alarga’nın klibi denilebilecek bir şeyler olacak galiba. Beşimizin birden görünür olduğu bir şey yok, o yüzden canlı performans videolarımızı yayınlayacağız. Cansu’yla benim Pürtelaş kaydımız var. Hakan,Cansu ve ben Sofar’da da göründük.Ozan ve Can’ın varlığına dair soru işaretleri oluyor bu haliyle.

Can: Biz görünürsek olan kitleyi de kaybedebiliriz!

Ozan: Odtü’de oldu öyle bir olay.”Lan bu Son Feci’de çalmıyor mu?” diye bir ses çıktı aradan.

  1. Bir Baba İndieye düştüğünüz nottan (ç)alıntı soru; Müzik üretimi haricinde grup ne gibi yollarla dinleyici ile buluşmaya çalışıyor?

Ozan: Aslında yakın dönemde müziğin dinlenir kısmı dışında görsel yanı da ağır basmaya başladı.Bu dönem kısa mı sürdü anlayamadım ama.Hakikaten insanların dinlerken dokunabileceği şeyler sunulmaya başlandı.Bu albüm değil ama kesinlikle.Tam o dönemde klip yapmak iyi olabilirdi bizim için.Fırsat olmadı ve kendimi sorumlu tutuyorum bu durumdan.Mesleğim doğrultusunda ön ayak olmam gereken bir şeydi.Aklımda kısa filmde kullanmak var aslında bir yandan.Çağın oyun içerisinde kullanabileceğimizi söylemişti mesela.

Çağın: O ayrı konu bence ama seyirciyi işin içine katmaya,daha interaktif bir şey yaratmaya, mekanlara bağımlı kalmamaya çalışıyoruz. Müziğimizi oluştuğu yerden başlayarak insanlara sunalım diyoruz. Çünkü bar sahneleri başka oluyor, Ner gibi sahneler çok daha başka oluyor. Kendimiz gibi hissediyoruz öyle yerlerde, stüdyodaymışız gibi. Hatta bu masadaki halimizmiş gibi.

 

      10. Grubu ayrı şehirlerden yürütmek zor olmuyor mu? Uzun mesafe ilişkisi gibi birazcık galiba.

Can: Besteleri yavaş yapma sebebimiz bu.

Cansu: Bence hakkımızı yemeyelim.Aynı şehirde olan bir çok grup bir senede albüm çıkaramıyor.Bir araya geldiğimiz zamanı çok verimli kullandık, kullanıyoruz.Can’la Ozan sağolsunlar, hemen geliyorlar ve işe dahil oluyorlar.

Çağın: Zor gibi gelmiyor ama neyi kaybettiğimizi bilmiyoruz.Bir arada olsaydık nasıl olurdu,ayrı ayrıyken bu kadar yapabildik çünkü.Haftanın iki günü müzik için bir araya geldiğimiz bir senaryoyla nasıl müzikler üretirdik acaba? Hayıflandığım tek nokta bu.

Ozan: Bence kötü değil.İnsan popişi sıkışınca bir şeyler yapıyor.Bir araya geldiğimiz zamanın kıymetini biliyoruz ve bu sürede bir şey çıkartalım diye yaklaşıyoruz olaya.Tabi buradan zorunda hissediyoruz gibi bir şey de çıkmasın, içimize sinene kadar uğraşıyoruz.Zaman darlığı enerji de yaratabiliyor.Daha verimli bile geldiği oluyor bana açıkçası.

       11. Bu aralar dinlediğiniz amatör veya yarı profesyonel gruplar var mı?

Can: Bu ara Türkçe dinlemeye çalışıyorum. Kaptan Anadol’u çok beğeniyorum.Nadas’ın da klibini ve şarkısını sevdim.

Ozan: Noxus’tan 163 diye bir grup çıkmış.Onların kayıtlarını da Tankut Aydınlıyım yapmış.Liseliymiş hepsi ve o yaşlarda böyle işler çıkarmaları baya iyi.Ben o yaşlarda öyle şeyler yapmıyordum, umut veren bir durum benim için.Nil İpek çok seviyorum.Gerçi o belirli bir çıtayı aştı ama burada saysak da rahatsızlık duyacağını zannetmiyorum.Emre Nalbantoğlu’nu ve Ayyuka’yı da ekleyeyim.

Çağın: Yeni dönem müzik grupları hareket kattı. Amatör ya da yarı profesyonele kimler girer bilmiyorum ama basçı ve davulcusunu pek beğenmesem de Son Feci Bisiklet dinliyorum. Al’ York, Can Kazaz sayabileceğim başka isimler.

Cansu: No Land’e bayılıyorum.Ağaçkakan’ı ,Dasti’yi ve Peyk’i çok beğendiğimi söyleyebilirim.She Past Away dünyayı dolaşıyor zaten.Şu an eşlik ettiğim Gecegece var ama tanışmadan önce hayranlarıydım.

      12. Hayalinizdeki konser nerede, hangi sahnede çıkmaktır desek?

Ozan: Lisedeyken falan hep stadyum konseri vermek istedim, hala da istiyorum.Veremedim ama Son Feci Bisiklet ile epey yere çıktık.Ulaşamayacağımı düşündüğüm bir insan sayısına, çıkamayacağımı düşündüğüm sahnelerden ulaşabildim.Ama şunu gördüm; stadyum konseri değilse bile nitelikli konser vermek çok özel ve güzel bir şey.Kişi sayısını önemsediğimden değil bu arada, iyi çaldım dediğim, güzel iletişim kurduğum konserlerdi bunlar daha çok.Seyircinin keyif aldığı sahne,en iyi sahne oluyor bence.2000 kişiye çalmıştık ve illüzyonu başka oluyor.Fakat Alarga’yla burada(Noxus) çaldığımız konserde daha çok keyif aldığım anlar oldu.

Can: Bazen küçük sahneler daha iyi olabiliyor hatta.Ner çaldığımız en küçük yer olabilir ama en keyifli konserlerden biriydi.

Çağın: Sting’in Berlin konseriydi galiba. Çok kalabalık bir konser de değil yani. Berlin Filarmoni Orkestrası’yla olan konserdi galiba ve çok güzel bir mimari yapıdalar. Hayvan gibi bir konser benim için. Öyle bir enerjiyi daha çok isterim.

Hakan: Dilini bilmediğim, bizim dilimizi de bilmeyen, sözlerden bağımsız şekilde sadece müziğimizi paylaşabileceğimiz bir yer olabilir.

Cansu: Ner’deki ortam hayalime yakındı.Stadyumda çalmayı ben de isterim ama Ner’deki samimiyeti ve hissiyatı alamayacağım kesin.

 

      13. Dinleyeninize mesaj bırakmak ister misiniz?

 Ozan: Sağolsunlar dinliyorlar ama daha fazla dinlenilmeye ve sahiplenilmeye ihtiyacımız var.Müzisyenlik meslek olarak da görülmüyor çünkü çevrede.Düğün çekiyorum diyorum yine iyi tepki gelmiyor.Bankacıyım dersen rahatlıyorlar ama.

Can: Konserlere gitmelerini önerebilirim.Alternatif grupların maddi ve manevi anlamda buna çok ihtiyacı var çünkü. Görünür olsunlar!

Alarga İnternet Sitesi için Tıklayınız

Alarga Facebook Sayfası için Tıklayınız

Röportaj: Arın Altay

Lavarla
Lavarla, “Ankara’da hayat yok!” olarak ortaya çıkan bir şikayetin aslında gerçek olmadığını kanıtlamak üzere yola çıkan kalabalık bir ekip.

    Bir Cevap Yazın

    Güvenpark Meseleler

    Gittin Gideli II | Terk Edilmiş Şehir

    Dostlar da çekilip gidiyorlar hayatımdan Yürüdükleri yollarda arıyorum onları, sevdikleri kızların gözlerinde Kendi sularınca boğulan bir denizim ben Kendi taşlarınca zaptedilen bir kale Ahmet Erhan...

    Meseleler

    Gittin Gideli | Güneşli Bank

    Sen gittin gideli ilk defa dışarı çıkıyorum. Eğer merak ediyorsan şehir hâlâ aynı duruyor. Sanki birazdan Karanfil’in girişindeki büfenin ardından çıkacaksın, kalabalıklar arasında gözlerimiz birbirini...

    Pusu'la

    Keşfetmek Senin Elinde: AIESEC

    Şu anda nasıl hissediyorsunuz? Mutlu mu, üzgün mü, yoksa endişeli mi? Durum güncellemesi: Günümüzde çoğu genç kaygılı hissediyor. Peki, neden kaygılı hissediyor? Çünkü okullarının ne...

    göğü delen adam papalagi Meseleler

    Göğü Delen Adam: Yaşantımıza Bakış

    Göğü Delen Adam, diğer deyişle Papalagi, Samoalı bir kabile lideri olan Tuivaii’nin Avrupa anakarasını gezerken aldığı notların derlemesi. Yazarı Erich Scheurmann’ın sözleriyle “Doğayla henüz iç...