Kent

Kartpostal ve Şehir

Posta kutunuzda en son ne zaman faturalar, pizza ve halı yıkamacı reklamları dışında bir şeyler gördünüz? Maaş zamanını bekleyecek faturaları, 4 kişiyi doyuracak pizzanın 15 TL olduğu çılgın kampanyaları bir kenara bırakalım. Önünde uzaklardan bir manzara resmi, arkasında sevdiğiniz birinin el yazısıyla bıraktığı küçük bir not, koleksiyonu yapılacak güzellikte bir pul ve damgalar… Posta kutusundan çıkacak en güzel şey bir kartpostal bana kalırsa.

Biri bana kartpostal yolladığında ilk kez, 2010 yılındaydık. Yılbaşıydı ve o zamanlar yılbaşında kar yağardı, babam uzaktaydı, MSN’de görüntülü konuşmanın yetmeyeceğini hissetmiş olmalı ki posta kutumuza Beyrut’tan bir kartpostal yollamıştı. Alıcı kısmında ismimin yazması o zamanlar bana çok havalı gelmişti tabii, aylarca başucumda ilk kartpostalımla uyumuştum.

Doğum gününde kartpostal almak çok güzel!

Aradan yıllar geçti, artık dur durak bilmeyen bir kartpostal koleksiyoneriyim. Seyahat ettiğim şehirlerden bazen bir kar küresi, bazen bir şişe şarap ve her zaman bir kartpostal alıyorum. Kartpostalların arkasına o gün nasıl hissettiğimle ilgili notlar alıp, tarih atıyorum. Kendi şehrime dönünce de aldığım kartpostalların bazılarını panoma, bazılarını buzdolabının üstüne asıyor; çoğu zaman da kitap ayracı olarak kullanıyorum. Yani hep görebileceğim bir yerlerde oluyorlar. Tolstoy okurken Paris’te hissetmek ya da dünden kalan yemeği ısıtmak için buzdolabına yönelirken Milano’yu hatırlamak ancak bu şekilde mümkün olabiliyor.

Uzun bir süre kartpostalları sadece kendim için topladıktan sonra, posta kutusunda kartpostal görme mutluluğunu sevdiğim insanlara da yaşatmak istedim. Zira artık herkesle her zaman internet üzerinden haberleşiyoruz, özel günlerde dahi. Bu kötü alışkanlığımı kırmak adına, ilk kez 2017 yılının ocak ayında soğuk ve karlı bir Prag gününde, tarihi postaneye girip birkaç kart attım. Aradan 1 ay geçip benim bile yolladığımı unuttuğum kartlar sahiplerine ulaştıklarında ise çok iyi hissettim. Şimdilerde kartpostal yollamak bir alışkanlık halini aldı bende. Kilometrelerce öteden arkadaşlarıma “Umarım burada bir gün beraber kahve içeriz” gibi küçük notlarla, özel günlerde aile büyüklerime, herhangi bir günde içimden geldiğinde PTT’nin önünden geçerken sevdiğim birine kartpostal yolluyorum. İşin güzel tarafı, birkaç arkadaşıma daha bu alışkanlığı kazandırdım. Son 1-1.5 yıldır posta kutuma Mardin’den Brüksel’e kadar birçok şehirden kartpostal düştü. Bu durum koleksiyonumun da, benim de yüzümü bir hayli güldürüyor.

Piazza Plebiscito, Napoli

Kartpostallarla ilgili üzüldüğüm tek şey her zaman iç açıcı güzellikte olmamaları. Şehrin ünlü simgelerinin fotoğraflarından oluşan bir kolaj, köşesine göz alıcı bir renk ve yazı tipi ile şehrin ismi yazılmış kartpostallar biraz üzmüyor değil. Yine de bazı şehirlerde tasarım kartpostallar bulabilmek güzel oluyor. Herkes biz Ankaralılar gibi şanslı değil tabii, muhteşem şehir kartpostalları için A Pinch of Sketches gibi bir çizerleri yok.

A Pinch of Sketches’i Seren çok güzel anlatmıştı burada, ben de bir süre Ankara’da ve ODTÜ’de onun kartpostallarını toplayıp, kartpostallara konu olan yerlerde fotoğraflarını çekiyordum. Şimdilerde ise Ankara’yı özlediğim zamanlarda kitaplarımın sayfalarının arasından bana göz kırpıyorlar.

Siz de kartpostal toplamayı çok sevenlerdenseniz, yalnız değilsiniz. Bu yazıya en çok Beirut’un bu şarkısı yakışırdı.

Sevgilerimle.

Eliçe Kılıç
Çok gezerken çok okuyanlardan.

    1 Comment

    1. Kartpostal sevenler için en faydalı uygulamalardan biri postcrossing, fakat posta ücretleri öyle çok arttı ki eskisi kadar sık kartpostal gönderemiyorum artık. Ankara’da kartpostal bulabileceğiniz yerler için blogumdaki şu linke bakabilirsiniz.
      https://gezentitosbik.blogspot.com.tr/2017/01/ankarada-kartpostal-satan-yerler.html

      Sevgilerle

    Bir Cevap Yazın

    Tasarım

    Mekanlar ve Hikayeler IV | Dost’un Önü

    Adam, duvarda asılı olan Dost logosundaki T harfinin önünde bekliyordu. Hava çok sıcaktı, üzerindeki gri Star Wars tişörtü sırılsıklam olmuş, belirli aralıklarla alnında biriken teri...

    Kent

    Şehrin Seslerini Aramak

    2019 yılıydı sanırım, buluntu fotoğraflardan oluşan bir kısa film yapmak istiyordum. Filmi yapabilmek için de olabilecek en az bütçeyi harcamam gerekiyordu. Elimdeki paranın tamamıyla oldukça...