KentHafızaMimari

Kale ve Yahudi mahallelerinde iki kalem işli ev

Ankara, detaylarıyla insanı büyüleyen bir kent. Şehrin sokaklarını gezdiğinizde mutlaka sizi şaşırtacak bir şeyle karşılaşabilirsiniz. Bu şaşırtıcı şeyleri bir sanat tarihçi gözüyle kaleme almaya ve bir seri oluşturmaya karar verdik. Lavarla’daki ilk yazımda Ankara’nın çok uğranılmayan, gidenlerin hayran kaldığı, gitmeyenlerin önyargıyla yaklaştığı iki sokaktan ve bu sokaklardaki iki evden bahsetmek istiyorum. Ankara’nın kent belleği ve sanat tarihi açısından önemli iki yapısından.

Yahudi Mahallesi, Birlik Sokak’taki Hayim Albukrek Evi ve Kale Mahallesi, Dalfes Sokak No 8’deki ev. Bu yapılardan bahsetmemin en önemli nedeni evlerde boyalı nakışların olması. Boyalı nakışlar veya diğer adıyla kalem işleri yüzyıllar boyunca tercih edilen bir sanat türü. Bölgelerarası farklılaşan, banilerin etkileriyle şekillenen bu kalem işleri, Osmanlı Devleti’nden itibaren sıkça sanatçılar tarafından uygulamıştır.

Ankara’da birçok yapıda kalem işleri ve duvar resimleri varken neden bu iki yapı diye sorabilirsiniz. Kentte karşılaştığımız örnekler genellikle iç mekanlarda ve çoğunlukla da ahşap üzerine uygulanmışlardır. Söz konusu evlerdeki bezemeler ise kentin diğer örneklerinden daha farklı olarak dış cephede karşımıza çıkar.

Hayim Albukrek Evi

Yapıları biraz detaylı inceleyelim. İlk olarak Yahudi Mahallesi’ndeki Hayim Albukrek Evi’ni ele alalım. Evin günümüzdeki durumu ne yazık ki içler acısıdır. Her geçen gün biraz daha yok olmanın eşiğine gelen yapı, 1909’da İtalyan bir mimar tarafından inşa edilmiştir. Mimarın adı bilinmemekle birlikte, evin tam karşısında yer alan Ankara Sinagogu’nun 1907 yılındaki onarımlarını yapan mimar olduğu yayınlarda geçer[1].

Görsel 1: Hayim Albukrek Evi Foto: Muzaffer Karaaslan

Hayim Albukrek Evi, banisinin adıyla anılır. Hayim, Ankara’nın önemli Yahudi ailelerinden Albukrek Ailesi’nin üyesidir. Kendisi anılarda “eğitimli, müziğe düşkün ve yardımsever” bir insan olarak yer alır. Ev, mimari olarak mahalledeki konutlardan ayrılır ve hemen bitişiğindeki Araf Evi’yle birlikte bulunduğu muhitin en anıtsal sivil mimari örneklerinden biri olarak dikkat çeker[2].

Hayim Albukrek

Görsel 2: Hayim Albukrek.  Kaynak: Bahar, 2003, s. 173

Bu yazının konusunu oluşturan boyalı nakışlar Hayim Albukrek Evi’nin içerlek girişinin tavanındadır. 20’nci yüzyılın başlarına ait bezemelerde bitkisel ve geometrik motiflerden oluşan bir kompozisyon vardır. Söz konusu boyalı nakışlar ne yazık ki yıllar içerisinde büyük zararlar görmüştür. Bugün izlerini takip edebildiğimiz nakışlardan anlaşıldığı kadarıyla Osmanlı’nın geç döneminin beğenisini yansıtan motifler tercih edilmiştir.

Hayim Albukrek Evi’ndeki Boyalı Nakışlar

Görsel 3: Hayim Albukrek Evi’ndeki boyalı nakışlar. Fotoğraf: Muzaffer Karaaslan

Görsel 4: Hayim Albukrek Evi’deki Boyalı Nakışlardan Detay. Fotoğraf: Muzaffer Karaaslan

Dalfes Sokak’taki ev

İkinci yapımız ise sadece inşa tarihini bildiğimiz ve hakkında maalesef detaylı bilgilere ulaşamadığımız, kendi haline bırakılmış, Kale Mahallesi, Dalfes Sokak’taki evdir. Kale Mahallesi’nin sokaklarında kaybolurken bir anda karşınıza çıkar. Yapı, üçgen alınlığıyla sizi şaşırtır ve dönüp etrafınızdaki evlere bir daha bakmanızı sağlar.

Görsel 5: Dalfes Sokak’taki ev. Fotoğraf: Muzaffer Karaaslan

Evin üçgen alınlığında 1320 (Hicri) tarihi yazılıdır. 1902-1903 yıllarına tarihlenen söz konusu evin boyalı nakışları da bu tarihin etrafındadır. Kuru sıva üzerine uygulanan bezemelerin merkezinde barok üslupta bir çerçeve yer alır. Çerçevenin her iki yanında ise mavi rengin hakim olduğu ve büyük oranda dökülen kıvrımlı bitkisel motifler görülür[3].

Görsel 6: Dalfes Sokak’taki evin boyalı nakışları. Fotoğraf: Muzaffer Karaaslan

Kentin ara sokaklarında yüz yılı aşkındır duran ve geleceği belirsiz evlerden neden bahsetmek istediğime gelince, söz konusu yapılar Ankara’da dış cephede kalem işlerini tespit edebildiğimiz iki nadir örnektir. Yaptığım alan araştırmaları doğrultusunda kentte benzer özellikleri yansıtan başka herhangi bir konutla karşılaşmadım. Bu durum evleri daha da önemli kılmaktadır.

Osmanlı dünyasında boyalı nakışlar genellikle iç mekanda tercih edilmekle birlikte dış cephede de uygulandığı bölgeler mevcut. Ege Bölgesi’ndeki çeşitli dini ve sivil mimaride örneklerini görmek mümkün. Balkanlar’da ise dış cepheye yapılan boyalı nakışlarla daha yoğun karşılaşırız. Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk’taki yapıların dış cephelerinde sıklıkla karşımıza çıkar. Ancak söz konusu anlayış Ankara’da çok tercih edilmemiş ve bezemeler yapıların içlerine, özellikle de ahşap tavanlara uygulanmıştır.

Yukarıdaki bilgiler göz önüne alındığında yazıda bahsettiğimiz iki yapının önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Ankara’nın önemli kültürel mirası olan her iki ev için de acilen, doğru projeler ve doğru ekiplerle koruma-onarım çalışmaları başlatılmalıdır. Yapılardaki boyalı nakışlar bugün ne yazık ki yok olmanın eşiğindeler. Ankara’da kaderine terk edilmiş, bazen zamanın bazen de insanların para hırsının yok ettiği birçok evden bahsetmek mümkün. Örneğin, Akok’un Ankara evleriyle ilgili kitabında incelediği yapıların büyük bir çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır[4] veya Dedebayrak Evi’ni hatırlayacak olursak birkaç yıl önce yıkılmıştır[5]. Umarım hem Yahudi Mahallesi’ndeki hem de Kale Mahallesi’ndeki bu iki evin kaderi diğerlerine benzemez.

Başka bir Ankara yok ve biz ona sahip çıkmalıyız.

Kaynaklar

[1]Bahar, B. L. (2003). Efsaneden Tarihe Ankara Yahudileri, Pan Yayıncılık, İstanbul.
Arcak, E. (2018), Ankara Yahudi Mahallesi, Mazide Kalmış Bir Yaşam Tarzı “Yahudi Mahallesi”, ed. Bali, R. N., s. 305-314, Libra Yayınevi, İstanbul.
Tekinalp, A. P. (2004). İstiklal Mahallesi’ndeki Ev, Ankara Başkentin Tarihi, Arkeolojisi ve Mimarisi, s. 185, Ankara Enstitüsü Vakfı.
Karaaslan, M. (2020). Ankara’da Kültürel Bir Miras: Yahudi Mahallesi, Şalom Gazetesi, 3633, s. 5

[2] Bahar, B. L. (2003). Efsaneden Tarihe Ankara Yahudileri, Pan Yayıncılık, İstanbul.
[3] Karaaslan, M. (2020). Ankara’daki Osmanlı Dönemi Boyalı Nakışlar ve Duvar Resimleri Projesi (Basılmamış Proje). Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Merkezi, Ankara.
[4] Akok, M. (1951). Ankara’nın Eski Evleri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.
[5] Karaaslan, M. (2016). Ankara’da Resimli Bir Ev: Dedebayrak Evi, Ankara Araştırmaları Dergisi, 4(1), s.13-22.

Muzaffer Karaaslan
Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu. Aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladıktan sonra doktora eğitimine başladı. Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemi sanatı üzerine çalışmalar yapıyor. Akademik çalışmaları genellikle duvar resimleri ve kalem işleri üzerine. Ankara merkezli Kavsara Sanat'ın kurucularından, Anadolu Sanat Tarihçileri (ASTAD) ve AICA (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği) üyesi.

Bir Cevap Yazın