Pusu'laTiyatro

İstibdat Kumpanyası: Gelenekseli yarınlara taşıyan bir oyun

Yazar Uğur Saatçi, oyunu 2000 yılında yazmış. Önce Devlet Tiyatroları sahneledi, şimdilerde ise Perde Sanat oyuncularınca sahneleniyor. Perde Sanat’ta 2. sezonu, görünen o ki son sezonu olmayacak.

“Yüz yıl öncesini anlatan bir oyun” diye düşünülebilir aslında yüz yıl sonra bile yaşanacakların işlendiği bu oyun. Sahnede orta oyuncularla geleneksel tiyatroyu görürken Rostand’ın Cyrano de Bergerac oyunuyla evrensele ulaşıyorsunuz.

Her oyunda yeniden

Perde Sanat Tiyatrosu, oyunlarını Devlet Tiyatroları ve Çankaya Belediyesi’ne ait sahnelerde izleyiciyle buluşturuyor. Provayı Küçük Sahne’de izledik, oyunu Şinasi Sahnesi’nde. Yer böyle değişken olunca, masa, tabure veya perde, tüm dekoru sökülür-takılır yapmışlar. Bazen bir kez sahne alacakları mekana hepsini kendileri taşıyor, monte edip sahneyi kuruyorlar. Öylesine de değil, işi sağlam yapmak zorundalar; oyunda birkaç kişinin masanın üstüne çıkması, hatta zıplaması söz konusu! Sadece tiyatro aşkıyla açıklanabilecek bir hevesle çalışıyorlar.

Önce provalarına gittik. Engelsiz Fotoğraf Derneği’nden Semra Akçelik ve Engin Arel ile. Yazıdaki fotoğraflar o günden ve onlara ait.

Semra Akçelik ve Engin Arel

Fotoğraflar: Semra Akçelik ve Engin Arel

Oyunu izlerken

Oyunu izlerken kimleri, neleri düşünmedim ki?
Tuluat Tiyatrosu. Kavuklu ile Pişekâr veya geleneksel orta oyunumuzla Batı tiyatrosunun karışımı Tuluat Tiyatrosu ilk aklıma gelen oldu. Karagöz ve Meddah…
Orta oyununun son temsilcisi İsmail Dümbüllü’den yaşayan efsane Müjdat Gezen’e…
Naum Tiyatrosu veya Güllü Agop’un kurduğu Gedikpaşa Tiyatrosu’ndan Devekuşu Kabare’ye, AST’a, Actor Studio’ya…
Şinasi, Abdülhak Hamit, Namık Kemal’den Turgut Özakman, Ferhan Şensoy, Tuncer Cücenoğlu’na…

Taklit. Türk tiyatrosunun temelinde yatan, taklit unsuruyla “köy seyirlik oyunları” geldi aklıma. Oyunda kullanıldığı her seferde seyirciden, zaman zaman alkışlarla kesilen bol kahkahayla karşılık bulan…

Gerard Depardieu. Fransa’da çıkan zenginlere yönelik vergilendirme yasasına tepki için Rus vatandaşlığına geçmesi. Kendisi vatandaşlığına kabul eden Putin’i eleştirenlere “vizyon eksikliği” suçlamasıyla saldırması. Filmleri Ukrayna’da televizyon ve sinemalarda yasaklanan, en son Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı olduğunu açıklayan en ünlü Cyrano de Bergerac oyuncusu Gerard Depardieu…

Lebîb’in Sûrnâme’si. Cyrano de Bergerac oyunundan 63 yıl önce yazılan ve sahne alan ilk orta oyunu olan Lebîb’in Sûrnâme’sinin günümüzde unutulan ama o dönemde ünlü olan “Cümle etrâf-nişîn-i meydan / Oldu orta oyunundan handan” mısraları…

Uğur Saatçi: İstibdat Kumpanyası oyununun yazarı

Oyunun yazarı Saatçi’nin oyunu üzerine düşüncelerini paylaşalım:

“İlk sahnelenişinden bu yana on üç yıl geçen İstibdat Kumpanyası oyunu yıllar içerisinde birçok kurumsal, akademik, profesyonel ve amatör topluluk tarafından sahnelendi. Geleneksel tiyatro ile komedi ögelerini birleştirerek, bir oyuncu topluluğunun gülünç hikayesini anlattığım İstibdat Kumpanyası seyirci tarafından çok ilgi gördü ve beğenildi. Bu ilginin seyirci tarafından özellikle geleneksel tiyatromuzu yeniden tanımaya yönelik bir duruma dönüşmesi benim için ayrı bir mutluluk kaynağı oldu.

İstibdat Kumpanyası tarihi bir oyun olarak düşünülmedi. Geçtiği dönem bir fon olarak seçildi. Asıl anlatılmak istenen, oyunda oyuncuların çektiği sıkıntıların öncesinde de sonrasında da hep var olageldiği düşüncesini seyirciye aktarmaktı.

İstibdat Kumpanyası oyunu, oyun içinde oyun düşüncesiyle ele alındı. Cyrano de Bergerac oyununu sahnelemeye çalışan kendi halinde bir yerli topluluğun çektiği komik sıkıntılar, aksilikler, uğraşlar müzik ve komedi öğeleriyle iç içe geçirildi ve seyirciye gülümseyeceği anlar yaratmanın yolları arandı…

Bugüne kadar bu oyunu sahneleyen bütün toplulukların emekleri çok büyüktü… Perde Sanat Tiyatrosu’na da bu özenli çalışmalarından ötürü çok teşekkür eder, tiyatro serüveni boyunca bol alkışlı oyunlar dilerim…”

İstibdat Kumpanyası 1

Caner Karadağ: Perde Sanat kurucusu, İstibdat Kumpanyası yönetmeni ve oyuncusu

Oyunla ilgili düşüncelerini, oyunun yönetmeni ve oyuncusu, aynı zamanda Perde Sanat’ın iki kurucusundan biri Caner Karadağ’a sordum:

“İstibdat Kumpanyası benim için modern tiyatro ile geleneksel tiyatronun birleşmesidir. Oyunu ilk okuduğumda bu hissiyatı yaşadım. Konservatuarda gördüğümüz modern tiyatro teknikleriydi ve dünya tiyatrosu üzerine kuruluydu. Ama ben bu konuda şanslıydım çünkü Müjdat Gezen Konservatuvarında geleneksel Türk tiyatrosu üzerine de biraz daha fazla duruluyordu ve ustalarımızın değerini daha çok anlıyorduk. İstibdat Kumpanyası’nda da bu tadı vermek istedim. Benim için oyunu yönetmek çok eğlenceliydi. Eğer biz oyuncular sahnede eğleniyorsak enerjimiz seyirciye de yansıyor ve onlar da eğleniyor.

Aynı zamanda oyunda rol almam, benim için çok değerli. Her iki duyguyu yaşamak daha heyecan verici. Bir karaktere bürünmek, onun gibi davranmak, oynamak, gözlemlerimi ve deneyimlerimi sahneye yansıtmak her zaman benim için keyifli olmuştur. Oyunda Şeref Paşa karakterini oynuyordum. Sonradan bazı nedenlerden dolayı Samuel karakterini oynamak zorunda kaldım, bir haftada ezber yapıp karakteri çıkartım. Aslında rejiyi kendim verdiğim için çok zor olmadı. Ekibimizle zaten tanışığız. Onlar gibi usta oyuncularla çalışınca, iş sadece ezber yapıp sahneye çıkmaya kaldı.”

İbrahim Sevinç: Perde Sanat kurucusu ve İstibdat Kumpanyası oyuncusu

Sevinç, Karadağ ile birlikte Perde Sanat’ın kurucusu. Oyunda da başrollerden biri onun. İşte onun oyun hakkındaki düşünceleri:

“Oyunumuzda ateşli silah sesi vardır, korkmayınız. Anonsu benim için artık Sefer karakteri olma vaktidir.
İstibdat Kumpanyası oyunumuz esas olarak bir avuç oyuncunun hikayesidir.
Oyunculuk dünyanın her yerinde ve çağında olduğu gibi çileli bir iştir. Çile ise çekmekle bitmeyen bir şeydir… Tıpkı bizim hikayemizdeki gibi.
Padişahı tahttan indirmeye çalışan şaşkın bir Paşa’nın, tiyatroyla milleti galeyana getireceğini sanması ve devamındaki olayları anlatır…
Tuluat tiyatrosuna alışkın oyuncular, kitaplı tiyatroyla imtihan edilir. Bazısı başarır bazısı başaramaz. Ama denerler…
Bugüne kadar oyunumuza gelip de gülmeyen çok az kişi oldu ama tamamına yakınının eğlendiğini biliyoruz.”

İstibdat Kumpanyası 2

Fotoğraf: Perde Sanat Tiyatrosu

Oyundan

İki perdelik oyunun birinci perdesinde işlenenler ikinci perdede soluksuz gülmenize zemin hazırlıyor. Oyuncuların çoğu geleneksel ile çağdaş tiyatronun örneklerini birbiri ardına ve başarıyla veriyorlar.

Oyundaki tezatlıklar ders verici nitelikte.
Yükselme, kendini bir şey zannetme… Oyunun bir sahnesinde birkaç kişi masaya çıkmaya çalışıyor. Çıkan başlıyor nutuk atmaya! Başrol oyuncusu da çıkıyor masaya, tam nutuk atacak, durumun ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyor!

Sanatın gücü, sanatçının sahipsizliği… Padişahı devirmek için sanatın gücünden, bir oyundan yararlanmak isteniyor. Akşam oyunu oynayanlar, sabahında kafalarının koparılmasından korkuyorlar.

Oyunun sonu

Gündüz öğretmen, eczacı, sağlık çalışanı, satın almacı, memur veya öğrenci olan Perde Sanat oyuncularının tiyatro sevgisi ve oyunculuk kabiliyetleri, oyunun sonunda ayakta alkışlanmayı hak ediyorlar.

İnternet üzerinden sahne ve bilet bilgilerine erişebileceğiniz, yüz yıl öncesine giden öyküsüyle bugünden öteye mesajlar içeren, baştan sona keyifle izleyeceğiniz ve Perde Sanat oyuncuları tarafından sahnelenen İstibdat Kumpanyası isimli oyunu birazcık yazabildiysem ne mutlu!

Necati Yalçın
İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara, Keyifli Öğretmenlik, Keyifli Öğretmenlik 2, Sevdiğim Ankara ve Mehmet Tunçer-Savaş Sönmez ile Kaybolan Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın




    Pusu'la

    27’lik Gezici Festival başlıyor!

    1995 senesinde serüvenine sinemanın seçkin örneklerini Türkiye’nin değişik kentlerindeki sinemaseverlere sunan bir festival otobüsü olarak başlayıp, zamanla Ankara’nın yolunu gözlediği büyük bir festivale dönüşen, Ankara...