MeselelerSanat

Hastanede sanat

“Sanat bir kurtuluş yoludur.”
-Yoko Ono
“Sanat ilacın kardeşidir. İyileştirici gücü vardır.”
-Andrew Lam

Hastalarla ve yakınlarıyla öğretmen-öğrenci olarak değil, moral veren sıcak bir ilişki…
Okulda, dershanede değil, özel bir alanda…
Belli bir teknik veya yöntem dayatmasından uzak, katılımcıların tamamen istediğini yaparak kendini yansıttığı, yapılanların doğru veya yanlış olarak yargılanmamasından hareketle ve takdirle karşılandığı bir ortamda…
Üretime değil birkaç saatliğine de olsa yaratıcı bir sürece odaklanan ve iletişimi ön plana çıkaran bir etkinlik.

Buraya kadar yazdıklarım sanat terapisiyle sanat eğitimi arasındaki farklardı.
Hastalara yardım için özel çaba içindeki hastane çalışanı Gülsen Yalçın, “Farklı bir şey!” diye düşündü ve memleketin değerli bir sanatçısını davet etti. Sonuçta öyle bir etkinlik çıktı ki, sanat terapisinin harika bir örneği oldu. Böyle anlamlı etkinliklerin artması dileklerimle, anlatayım!

hastanede sanat 1

Aslan Başpınar

İzlemenin dışında elini kile bulaştırıp, heykel yaratmak isteyenler için hazırlık yaptı. Kilin yanında heykel için iskelet veya rölyef için düz zeminli malzemeler hazırladı.

Mekan, Ortadoğulular Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bireysel robotik tedavinin yapıldığı büyük salon, etkinliğin sanatçısı Heykeltıraş Aslan Başpınar’dı. Eserleri başta Anıtkabir ve Ankara’da olmak üzere yurdun dört bir yanını süsleyen sanatçı, biri yürüteç, çoğu tekerlekli sandalyeyle masa başında yerini alan hastalar ve onların refakatçileriyle eşsiz bir çalışma yaptı.

“Toprağa dokunmayı özlemişim!”

Bir yanda, “Toprağa dokunmayı özlemişim,” diyerek özlemle rölyef yapan, diğer yanda Başpınar’ın tulumunun askılarını yapacak kadar ayrıntılı çalışan…
Yani, görülmeye değer bir manzaraydı.

hastanede sanat 2

Başpınar, “Tulumuyla Başpınar Heykelciği”ni kilden yaratanlarla.

Ah! Bir büst ve rölyef çalışmasıyla kap kacağın minik kopyalarını, usta bir heykeltıraş gibi kilden yapan başka bir hasta, yoksa gizli sanatçı mı denmeli bilemedim, diğer yanda. Özlemleri hatırlatan, hastalıkta yaşananlardan uzaklaştıran süreci yaşatan sanatın gücü küçümsenebilir mi?

hastanede sanat 3

Sanatçı işbaşında. Refakatçisi, Heykeltıraş Aslan Başpınar ve bu anlamlı etkinliğe katılan Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, henüz devam eden çalışmalarda ortaya çıkan büst ve rölyef çalışmasıyla kap kacağın minik kopyalarına büyük keyifle bakarken.

Sanat gerekli

Sanat her yere, herkese gerek! İnsanlara, hatta yapıya.

Bu satırları okuyan, belli bir yaş üzerindeki pek çok Ankaralının yürüyen merdivene ilk kez bindiği Anafartalar Çarşısı yıkılacaktı. Kent belleğini önemseyen duyarlı insanların çarşının yıkılmaması için en önemli argümanları, içerisindeki devasa seramikler ve duvar panolarıydı. Bilir misiniz -bilirsiniz elbet-, çarşıda en çok eseri olan sanatçı Füreya’dır.

Hastaneye hasta girip sanatçı çıkan, dünyadan sanatçıları (Edward Munch veya Henri Matisse gibi) düşünmeden edemedim. Bu konuda Türkiye’den akla gelen ilk isim de Füreya’dır. Evet, Füreya, veremden yattığı hastanede teyzesinin verdiği malzemelerle uğraşmış, sonunda hastaneden Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olarak çıkmış!

Unutmadan bir gezi önerisi!

Füreya’nın 8 eserini birden Anafartalar Çarşısı’nda görmek mümkün. Çarşının giriş katından itibaren her katta diğer değerli sanatçılarla birlikte Füreya’nın harika seramiklerini görebilirsiniz. Gezi önerisinin yanında bir de müjde verelim! Yazının hazırlandığı günlerde çarşıda Büyükşehir Belediyesi tarafından kapsamlı bir restorasyon yapılıyor. Kısa bir süre sonra çarşı, içinde esnafı ve dükkanlarıyla bir sanat merkezi olacak.

Sanat ve hastaneler

Sanat hastalar, refakatçileri ve sağlık çalışanları için ayrıca önemli. Dayanma gücü kazandırma veya moral verme ilk akla gelen yararları.
Sanat, hastanelere farklı yollarla girebilir. Sanatçıların düzenleyecekleri atölyelerle geldiği gibi duvardaki bir tablo veya avludaki bir heykelle de hastanelerde rahatlıkla yer bulabilir.

Sanatın kurtuluş yolu olduğunu (Y. Ono) akılda tutarak, ilaç gibi iyileştirici gücünden (A. Lam) yararlanmak gerek.

Kapak fotoğrafındaki ayrıntı

Kapaktaki fotoğraf, etkinlikte bizimle olan fotoğraf sanatçısı Semra Akçelik’e ait. Bir ayrıntı gizli! Kilin alışılmıştan biraz daha nemli olması dikkatimi çekmiş ve Başpınar’a sormuştum. Yılların usta sanatçısı,
“Katılımcıların el kaslarının fazla yorulmaması için kili biraz daha fazla ıslattım,” dedi.

Sanatçının, tüm hastalara gülen yüzüyle yetişip yardım etmesi bir yanda, belki de bu ayrıntı her gün kan alınan veya serum verilen narin ellerin, hevesle kille oynamalarına fiziksel bir katkı sağlamıştı…

Necati Yalçın
İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara, Keyifli Öğretmenlik ve Mehmet Tunçer-Savaş Sönmez ile Kaybolan Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın

    Tommie Smith ve John Carlos Spor

    Cehennemde iki devre: Spor ve ırkçılık

    İlk Devre: Kıvılcım Takvimler 1936 yılının yaz mevsimini gösterirken Berlin, olimpiyat tarihinin belki de en ilginç oyunlarından birine ev sahipliği yapıyordu. Hitler, uluslararası kamuoyunun, birçok...


    Kent

    Su Perileri’nin yeniden dans etme ihtimali üzerine

    “Heykel” Heykeli ilk ne zaman fark ettim, bilmiyorum. Ankara’ya ilk geldiğim 1995 Ekim’inde Farabi Sokak’taki evimizden, okuduğum üniversitenin servis duraklarının bulunduğu Tunus Caddesi’ne giderken önünden...