KentHafıza

Etem Tem ve meşhur fotoğrafının hikayesi

Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı muharebelerinde fotoğraf çekilmesi için bir harp fotoğrafçısı görevlendirilmesini emreder. Bu göreve, yedek subay olarak görevlerini yapan Esat Nedim Bey (Tengizman) ve Etem Bey (Tem) seçilir. Esat Nedim Tengizman, Başkomutanlık Fotoğraf Subaylığı’na, Etem Tem ise Batı Cephesi fotoğrafçılığına atanır. Etem Bey, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde görev yapar. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra önce İstanbul’a daha sonra İzmir’e gelir. İzmir’in işgali ardından bir gemi vasıtasıyla kaçarak Antalya’ya varır. Antalya’da  İtalyan bir fotoğrafçıdan bir fotoğraf makinesi satın alır. Milli Mücadele’ye katılmak için Ankara’ya geldiğinde elindeki fotoğraf makinesini gören yetkililer onu Eskişehir’e, Batı Cephesi’ne gönderir. Etem Bey artık bir harp fotoğrafçısıdır.

Etem Tem, Mustafa Kemal Paşa’nın ilk fotoğrafını 1921 yılında Eskişehir’de çeker. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonucunda, Türk ordusunun Eskişehir’den geri çekilmesine tanıklık eder. Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Yunanlılar tarafından verilen zararı fotoğraflamak için Halide Edip, Yusuf Akçura, Yakup Kadri ile birlikte köy köy dolaşır.

Hadi bakalım Hacıanestis!

Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Papulas’tan sonra Yunan Küçük Asya Ordusu’nun başkomutanı olarak Hacıanestis atanır. Büyük Taarruz öncesinde Yunan siperlerini gazetecilerle gezdiği sırada Türklerin, bu cepheyi altı ayda geçebilirlerse altı saatte geçmiş kadar övünebileceklerini, cepheyi dolaşırken Mustafa Kemal diye birisine rast gelmediğini söyler. İstanbul gazetelerine yansıyan bu haber nihayetinde Mustafa Kemal Paşa’ya kadar uzanır. Paşa’nın bu sözleri unutması artık mümkün değildir.

Etem Bey, Büyük Taarruz’un başladığı 26 Ağustos 1922 günü Afyon-Kocatepe’ye sabah saat 6 sularında ulaşır. Türk topçularının ateşi çoktan başlamıştır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, taarruzun gidişatını birliklerden gelen raporlar doğrultusunda değerlendirmektedir. Düşüncelidir. Birden başparmağını dudaklarına götürerek kayalıklar arasında tek başına yürümeye başlar. Ağzından “Hadi bakalım Hacıanesti!” lafı eksik olmaz. Etem Tem, tam o anda deklanşöre basmayı başarır.

Etem Tem’in Kocatepe’de çektiği Mustafa Kemal fotoğrafı.

Etem Bey çektiği filmleri 2 Eylül günü girdikleri Uşak’ta, bir ahırda banyo eder. Mustafa Kemal Paşa’ya Kocatepe’de çektiği fotoğrafı götürür. Paşa fotoğrafı çok beğenir ve kendisine de bir tane ister. 9 Eylül 1922 günü Türk ordusu ile birlikte İzmir’e giren Etem Bey, çektiği fotoğraf filmlerini bir Rum fotoğrafçıya verir ve fotoğrafların hazır olması için beklemeye başlar. Bu bekleyişin ertesi güne sarkacağını öğrenince karargaha döner. Ertesi gün çıkan Büyük İzmir Yangını’nda fotoğrafçı ile beraber çektiği fotoğraflar da kül olur. Elinde sadece Uşak’taki filmler kalır.

Kocatepe’deki fotoğraf o kadar özümsenir ve beğenilir ki, Büyük Taarruz’un ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın sembolü haline gelir. Falih Rıfkı Atay, fotoğrafın önemini bir yazısında şöyle ifade eder: “Fotoğraf objektifi, tarihe bu kadar canlı bir eser bırakmamıştır.”

Fotoğrafın heykeli

1925 yılında, Taksim Meydanı’na Mustafa Kemal Paşa’nın heykelinin yapılmasına karar verilir. Heykel yapımı ile diğer işlerin yürütülmesi için bir abide komisyonu oluşturularak başkanlığına İstanbul Mebusu Şinasi Paşa getirilir. Komisyon, heykelin, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya yaptırılmasını uygun bulur. İstanbul’a gelen Canonica, heykelin yapılacağı meydanı inceler. Komisyona sadece Paşa’nın heykeli ile yetinilmemesini Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Milli Mücadele’yi betimleyen figürlerin de yerleştirilmesini önerir. Gazi’nin anıtta kullanılacak figürleri için Şinasi Paşa Etem Bey’i çağırır ve Gazi’nin Kocatepe’deki çektiği o meşhur fotoğraf ile Kurtuluş Savaşı’na ait bazı resimler ister. Etem Bey resimleri temin etse de Kocatepe’deki fotoğrafın başlı başına bir heykelinin yapılmasının daha doğru olacağını ve heykelin ancak o ruhu anlayabilecek bir Türk sanatçı tarafından yapılabileceğini ifade eder. Taksim Anıtı’ndan yıllar sonra Etem Tem’in Kocatepe’de çektiği fotoğrafın heykeli, heykeltıraş Tankut Öktem tarafından yapılır ve 1993 yılında Kocatepe’ye yerleştirilir.

Tankut Öktem tarafından yapılan heykel

Foto Etem

Etem Tem, savaş sonrasında da Atatürk’ün fotoğraflarını çekmeye devam eder ve Ankara Atatürk Bulvarı üzerinde “Foto Etem” isminde bir fotoğrafçı açar. Dükkanın vitrinini Atatürk’ün fotoğraflarıyla süsler.

Etem Tem’in fotoğraf dükkanı.

Etem Tem, ilk defa 1921 yılında gördüğü Atatürk’ü ile en son 1938 yılının bir Şubat günü İstanbul’da bir otelde karşılaşır. Atatürk “Nasılsın Etem?” der. Etem Tem onun elini öper. Vedalaşırlar. Etem Bey için o gün gördüğü Atatürk, hala Kurtuluş Savaşı’nda gördüğü Atatürk’tür.

Paralara, kitap kapaklarına, logolara basılacak kadar sembolik hale gelen fotoğraf şiirlere de ilham kaynağı olur. Bu şiirlerden en ünlüsü hiç şüphesiz Nazım Hikmet’in Kuvayi Milliye Destanı’dır:

“…Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlıyacaktı.”

Kaynaklar

Prof. Dr. Tülay Alim Baran, Etem Tem’in Hatıraları, Tarihe Tanıklık Eden bir Objektiften Kurtuluş Savaşı, Yeditepe Üniversitesi Yayınevi, 2020.

Malul Gaziler Dergisi, Ocak 1957, Sayı:11.

https://indigodergisi.com/2007/09/heykellerin-ustadi-tankut-oktem/ (Erişim Tarihi: 27 Ağustos 2023).

https://isteataturk.com/g/icerik/Taksim-Cumhuriyet-Aniti-Istanbul/1556 (Erişim Tarihi: 27 Ağustos 2023).

Özgün Türkeli
Kaç Kişi Kaldık Ankara'da kitabının yazarı.

    Bir Cevap Yazın