MeselelerSanat

Erdal Çakır ile diorama: “Duruma göre bir elektrikçi, boyacı, tesisatçı, terzi, her şey oluyorsunuz.”

Merhabalar, serimizde bu sefer bir başka sanatçıyı ve sanat kolunu ağırlıyorum. Ancak bu sanat, her zaman ve her yerde görmeye alıştığımız veya mekteplisi olabileceğiniz bir tanesi değil. Diorama sanatı, gerçek ya da kurgu bir olayın üç boyutlu olarak modellenmesi veya konuk sanatçımızın deyişiyle “maketlerin hikaye anlatımıdır.” Dioramalarında kültür ve tarihle derin bir bağ kurarak kendi yaratıcı evrenini oluşturan Erdal Bey ile ilham kaynakları ve yaratım süreçleri üzerine sohbet ettiğimiz bu röportaj, sanatseverlere minyatür dünyalardaki büyülü yolculuğa adeta bir davet niteliğinde.

Merhabalar Erdal Bey, önce sizi tanıyarak başlayalım derim.

Merhabalar, Erdal Çakır. 1980 yılında Ankara’da dünyaya geldim. Evli ve bir çocuk babasıyım. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. Üniversitede amacım güzel sanatlar bölümüne girmekti, fakat olmadı. Kendimi Hacettepe Üniversitesi Muhasebe Bölümü’nde buldum. Çok istemesem de okumak zorunda kaldım ve mezun oldum. Ama hala aklımın bir köşesinde sanat vardı. Başka bir bölümde okumanın sanat yapmaya engel olmadığını düşünerek sanata devam ettim.

Erdal Çakır

Ben sizi ilk olarak, iş arkadaşlarım vasıtasıyla Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (VEKAM) bünyesinde bulunan Ankara Bağ Evi’ne hediye ettiğiniz bir diorama eserinizle tanıdım. Ancak bildiğim kadarıyla, siz artık profesyonelleşen bu hobinizi uzun zamandır yapıyor ve sosyal medyada da sergiliyorsunuz. Bizlere hikayenizi biraz anlatır mısınız?

80’li yıllar, ilkokul öğretmenim resimlerimi hep panoya asar, beni cesaretlendirirdi. Gazetelerin vermiş olduğu karton maketlerin birleştirmesini yapardım. Sokaklarda oynamanın ve gözlemlemenin yoğun olduğu bir hayatın üzerimdeki etkilerinin resim ve diorama sanatının temelini oluşturduğunu düşünüyorum. Sanatın insan psikolojisine etkisi midir bilmiyorum ama o yıllardan bugüne kadar hep çizmeye devam ettim. 2020 yılında diorama sanatçısı müzisyen sevgili Sezer Alemdar hocamın yapmış olduğu bir diorama beni çok etkilemiş ve sonrasında yapmış olduğum bir garaj dioramasını kendisine gönderdiğimde beni inanılmaz motive etmiş ve cesaretlendirmişti. Böylece bana göre kendimi ifade etme ve zamanı durdurma sanatı olan diorama sanatı ile tanıştım. Dört yıldır da diorama sanatı hikayeme eşlik ediyor. Resim ve diorama benim için bir yolculuk ve bu yolculuğun sonu nerede biter bilmiyorum ama bu yolculukta size nelerin eşlik ettiği çok önemli. Sanat o kadar tehlikeli bir yolculuk ki, insanlarla yüzleşmeyi göze alıyorsunuz. Bunun iki yolu var, ya bir ışık olup bu güzelliklerin yansımasının yolunda gideceksiniz  ya da kibirlenme yolunu seçeceksiniz.

VEKAM diorama

Peki, Ankara Bağ Evi dışında eserleriniz fiziksel olarak nerelerde sergileniyor?

Bu son dört yıl içerisinde diorama kişisel sergilerim oldu. Aynı zamanda Kelime Müzesi’nde sergilenen bir eserim var ve yakında açılacak olan Anne Müzesi’nde de sergilenmeye hazır eserlerim bulunuyor.

Eserlerinizi ortaya çıkarırken neye göre seçim yapıyorsunuz? Size ne ilham veriyor?

Öncelikle her insan gibi yapıların kendine has bir hikayesi ve karakteri olduğuna inanıyorum. Genellikle var olan, olmayan, terkedilmiş yapıları işliyorum. Tabi kurguladıklarım da oluyor ama hikayesi, yaşanmışlığı olan, ne yazık ki şu an yerinde bulamadığımız yapıların; geçmişte insanların ve benim yaşamımda etkisi altında kaldığımız mekanların, objelerin dioramalarını yapıyorum. Malzeme konusunda kendimi sınırlamıyor, aklınıza gelebilecek her şeyi kullanıyorum. Yapacağınız bir dioramanın maket kitini bulamazsınız, her şeyini kendiniz üretmeniz gerekiyor. Örneğin, zamanında yıkılmış olan bir şehir tiyatroları binasının hazır maket kitini bulamazsınız ya da hikayede bir çöp tenekesi ya da eski bir film makinesine yer verecekseniz bunu kendiniz üretmeniz gerekiyor. Diorama yaparken duruma göre bir elektrikçi, boyacı, tesisatçı, terzi, her şey oluyorsunuz. Her şey sizin elinizden geçiyor. O kadar minimal çalışıyorsunuz ki ellerinizin titrememesi için nefesinizi tutmak zorunda kalıyorsunuz. Açıkçası çalışmalarımın gerçekçiliğinin, inandırıcılığının ve etkileyici yönünün olması, insanların yaptıklarıma bakıp kendilerinde bir şeyler bulmaları ve o hikayeye dahil olmaları benim için çok önemli.

diorama

Daha genel bir soruyla devam edersek, ülkemizde ve dünyada diorama sanatı ne durumda?

Diorama ülkemizde çoğu insan tarafından bilinmemekle beraber yeni yeni kabul gören bir sanat. Türkiye’de birbirinden değerli, çok iyi diorama sanatçılarımız var. Dünyada özellikle Uzakdoğu tabii ki malzemelere kolay ulaşabilmeleri açısından çok iyi.

Oldukça merak ettiğim bir soru yöneltmek isterim, yaptığınız sanatın eğitimi, topluluğu veya daha farklı bir kurumsal yapısı var mıdır?

Diorama sanatının Türkiye’de herhangi bir okulu, kursu, insan dışında bilgi alabileceğiniz bir kurum ya da topluluğu yok.

Kendi projelerinizi ve hedeflerinizi düşündüğünüzde ileride bizleri neler bekliyor?

Dediğim gibi bu bir yolculuk ve bu yolculuğun sonu nereye kadar gider bilmiyorum. Bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Yaptıklarımı insanlarla paylaşmayı çok seviyorum. Dönem dönem sergiler açarak insanlarla buluşturmaya devam edeceğim. Ev dışında kendime ait bir atölyemin ve diorama müzesinin hayalini kurmaktayım.

diorama

Peki genel olarak baktığınızda nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Bildiğiniz kadarıyla, sizden esinlenip veya cesaretlenip dioramaya başlayanlar oldu mu?

Diorama sanatıyla ilgili güzel dönüşler almaktayım. Özellikle açmış olduğum sergilerde insanların tepkisi çok güzel. Bu sayede dioramaya başlayan ve bu konuda bilgi alan çok insan oldu.

Bağlantılı bir soru olarak, bu işe girişmek isteyenlere ne(ler) tavsiye edersiniz?

Diorama sanatı ya da hiç fark etmez bir sanat dalı ile uğraşıyorsanız kendinizi çok sınırlandırmayın; neyi, nasıl, hangi boyalarla, hangi materyallerle yapmak istiyorsanız onu yapın, sabırlı olun, gözlemleyin.

İlham verici sohbetiniz için çok teşekkür ederim Erdal Bey.

Ben çok teşekkür ederim Levent bey. İnsanı yaşatan, insandır. Kıymet bilinmemiz, biz sanatla uğraşanlar açısından üretmek adına çok önemli. Sağlıklı, sanat dolu günler diliyorum.

Levent Tökün
Arkeolog ve sanat tarihçi. Halen Campania Luigi Vanvitelli Üniversitesi İş Ahlakı ve Sanat ve Antikalar Piyasasında Suç Önleme UNESCO Kürsüsü'nde doktorasına devam etmekte.

Bir Cevap Yazın