SinemaKentHafıza

Düttürü Dünya: 1988 Ankara Yaşamı

Masum bir sürü insanın sebepsizce hapse atılması, sorgu esnasında işkenceye maruz kalması, hukuksuzca yargılanması… İki neslin harcanmasına vesile olan ve ardından gerçekleşen darbe sonrasında ülkemizin başına gelenlerden sadece birkaç tanesiydi yaşanan insanlık dışı olaylar. Sokaklarda korkunun hakimiyeti, sadece hayatta kalma mücadelesi, tamamen içine kapanan ve apolitikleşen Türkiye toplumu ise dört duvarın ardındaki şehirlerin kaderine sunulandı. Yeni siyasal dengeler ve ekonomik yapılanmalarla birlikte Ankara’ya, 12 Eylül askeri darbesi ile birlikte başlayan liberal politikalarla sunulan ve hatta günümüze kadar devam eden bir başka rol ise; kentsel topraklardan hiç emek vermeden kar elde etmeye dayalı politikaların örneklerinin sergilenmesi olmuştu.

Düttürü Dünya’da Zeki Ökten; darbe sonrası ve Özallı liberal günlerde ülkenin içinde bulunduğu olumsuz şartları, baskıcı ortama karşın toplumsal ve siyasal gerçekleri 1988 Ankara’sından beyaz perdeye aktarmıştır.

Tam anlamıyla hayattan bezmiş olan filmin kahramanı Düt Düt Mehmet Ulus, Çankırı Caddesi’nde adı belirsiz bir pavyonda müzisyenlerle birlikte; askerde öğrendiği ve tek sermayesi olan klarnetle yer almaktadır. Kendisini keşfedilmemiş, değeri anlaşılmamış bir sanatçı olarak görmektedir. Gece biterken Mehmet “şöhreti her an yakalamak üzere olan sanatçı” rüyasından uyanmamış bir halde elinde ekmekle Ulus’taki Atatürk Heykeli’nden Hıdırlıktepe istikametinde, dilinde bestelediği şarkılarla köyden kente daha iyi bir hayat umuduyla gelenlerin yaşadığı, ısınmanın büyük sorun olduğu, ulaşım ve altyapı konusunda sıkıntıların yaşandığı, siyasilerin daha sonradan keşfedip tapular dağıtmaya başladığı ve artık oy deposu olarak gördüğü Ankara gecekondularına doğru ilerler.

“Kalk git Çankaya’ya, 6 bin liraya boklu bez yıka. Ama 7 bin liraya bile mil­let nazlanıyor… 6 bine çalışacak kadın mı yok Ankara’da?” diyalogu ile yaşam koşullarının zorluğunu bize gösteren, eşlerinin ekmek parası telaşına eşlik eden, Ankara’nın lüks semtlerine ellerinde bir poşetle sabah saatlerinde temizlik için yollara koyulan ve gençliğini Ankara gecekondularında harcayan kadınlar, Düt Düt Mehmet ve arkadaşları evlerine doğru ilerlerken tam ters istikamette onlara eşlik ediyor.

Düt Düt Mehmet eve geldiğinde; beş kişinin yaşadığı evdeki soğuk, yoksulluk, yokluk hali minik bir mandalinanın beş parçaya bölünmesi, darbe sonrası hukuksuzluğun devam etmesi nedeniyle sürekli yazılan mektupların bir türlü eline ulaşmadığı komşu torunu, gazinoda çalışan pehlivanın bir sandalye karşısında kocaman bir hiçlik içerisinde “yokluk ve yoksulluk” karşısında döktüğü ter beyaz perdeden yüreğimize yüreğimize işleyendir.

Gecekondunun sahibi, Düt Düt Mehmet’in kayınçosu Osman da; “İşi bilecen ama yapmayacan”, “liberaller mi geldi sen liberalsin sosyal demokratlar mı geldi o zaman sen de sosyal demokratsın,” diyen, odacısı olduğu müdüre verilen kendi maaşının kaç katı olduğunu tahayyül bile edemediği 500 bin liralık çakmağın hediye olmasını normal gören, kanunları kendilerine göre yorumlayan, bakanlık koridorlarındaki şark kurnazı memur örneğidir.

Mehmet’in evden bir an önce çıkması için baskı yapan Osman; Düt Düt Mehmet’i berbat çalışma koşulları ve saatleri ile tıpkı sanayi devrimi İngiltere’sini anımsatan bir iş hayatına sürüklemektedir. Oysa Mehmet, Yüksel-Konur köşesinde Ankara ayazında çakmaklara gaz doldururken şöhreti yakalamak üzere olan sanatçı hayalleri ile yaşadığı acı hayata sıcak bir salep eşliğinde tutunmaktadır.

Kentleşme süreçlerinde emek gücüyle nitelenen kentleşme döneminin sona ermesi ve sermayenin hakimiyet kurduğu bir kentleşme döneminin başlaması ile ortaya çıkan ve bir süre sonra “Almanya’dan gelen oğulların” gelmesi bahanesiyle iki göz odalı gecekonduları kiracılara çok gören ev sahipleri ile çarpık kentlerin çimentosu olan müteahhitler film boyunca korku salarken film sonunda da arzı endam etmektedir.

Son olarak Kemal Sunal bir röportajında en sevdiği filmler listesinde üst sıralarda yer vermiştir bu muhteşem filme; filmin bir sahnesinde geçen “Beter ol eşeoğlueşşek!” neye göndermedir, kime mesajdır bu da benim hep merak ettiğimdir.


Kapak görseli Pinterest’ten alınmıştır.

Bir Cevap Yazın




Hıdırlıktepe ABB Kent

Ankara’nın yeni zirvesi Hıdırlıktepe

Başkent Ankara, coğrafi yapısıyla dikkat çeken bir şehir. Şehrin tam merkezinde manzarası ve tarihiyle öne çıkan Hıdırlıktepe, Ankara’nın göbeğindeki en yüksek tepe. Bir üçgen gibi...