KentHafızaSanat

Benim Modelliğime Gerek Yok

Roma’daki Villa Borghese Parkı’nda yer alan Pietro Canonica Müzesi’ni gezen Türkler, gördükleri bazı heykel ve büstlerin karşısında şaşkınlıklarını gizleyemez. Sergilenen bu eserler arasında Taksim Cumhuriyet Anıtı ve İzmir Atatürk Anıtı’nın modelleri de vardır.

Canonica Müzesi’ndeki model.

Cumhuriyet döneminde yapılan ilk heykeller, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica imzasını taşımaktadır. 8 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da açılan Taksim Cumhuriyet Anıtı’ndaki bronz heykeller en tanınmış eseridir. Anıtın kaide ve çevre düzenlemesinin altında İtalyan asıllı Giulio Mongeri’nin imzası vardır. Anıtın kaidesinde kullanılan taşlar, tıpkı mimar ve heykeltıraş gibi İtalya kökenlidir. Kırmızı renkli “rosso verona”, yeşil renkli “verde alpi” ve beyaz renkli “bianco perlino” İtalya’nın kuzeyinden temin edilmiştir.

Anıtlar ve anıtlarda kullanılan İtalya kökenli taşlar.

Aynı heykeltıraş ve aynı mimar tarafından aynı taşlar kullanılarak yapılan ilk anıt ise Ankara Etnografya Müzesi’nin önüne yerleştirilen ve Ankara’nın ilk Atatürk heykeli olan anıttır. 1927 yılının haziran ayında Ankara’ya getirilen heykel kaidesine 29 Ekim 1927 günü yerleştirilmiş ancak açılış töreni 4 Kasım 1927 tarihinde yapılmıştır. Anıt, sonraki yıllarda “Atlı Atatürk” ismini almıştır.

Pietro Canonica, yapacağı heykellere model oluşturmak için 1926 yılında Ankara’ya gelir ve Mustafa Kemal ile tanışır. Mustafa Kemal’in at üzerindeki duruşu hakkında net bir fikir sahibi olmak ister. Mustafa Kemal’den, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra bir daha giymediği askeri üniformasını giyerek ata binmesini rica eder. Savaş dönemi kapandıktan sonra askeri üniformayı giymek istemeyen Mustafa Kemal aynı zamanda uzun süre poz vermeyi sevmez. Canonica’nın ricasını geri çevirmemek için üniformasını kendisiyle aynı ölçülere sahip bir subaya giydirir ve yanına bir at verir. Canonica’ya baş kısmına bakmamasını geri kalan kısmının aynı olduğu söyler!

Atlı Atatürk anıtının üzerinde oturduğu kaide iki kısımdan oluşmaktadır. Kaidenin alt kısmında, esir düşen Trikopis’in kılıcını Atatürk’e teslim edişi, İzmir’e gelen Atatürk’e zafer çiçeklerinin verilmesi, Atatürk’ün Meclis kürsüsünde konuşması, son Osmanlı padişahı Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılmadan önceki veda sahneleri işlenmiştir. Kaidenin üst kısmında ise Kurtuluş Savaşı’nın ardından harap Ankara’da güneşin doğuş sahnesi ve Sakarya Savaşı’nda savaş meydanını devrilmiş toplarla yıkılmış savaş arabalarının arkasından yükselen hafif bir duman tasvir edilmiştir.

Yükselen dumanı ve doğan güneş imgelerinin Atlı Atatürk heykeli ile buluştuğu başka bir eser de ressam Feyhaman Duran’a aittir. Ressamın heykelle aynı adı taşıyan tablosunda arka planda sabah saatlerinde yükselen duman, güçlü devletin insanlara sağladığı huzuru işaret eder.

Atlı Atatürk tablosu.

Feyhaman Duran, Paris’te eğitim gördüğü sırada benimsediği empresyonizm (izlenimcilik) akımından etkilenir. Kendisine asıl ün kazandıran portrecilik alanında, empresyonizmin temel unsurları ışık ve gölgeyi başarılı bir şekilde kullanır. Çok sayıda tanınmış kişinin portresini yapsa da sanat kariyerindeki en önemli portre 1937 yılında yaptığı Atatürk portresidir. Feyhaman Duran, sanat tarihinde Türk izlenimcileri olarak da anılan “Çallı Kuşağı” ressamları arasına dahil edilir.

Feyhaman Duran ve Atatürk portresi.

Nazmi Ziya Güran, Hüseyin Avni Lifij, Hikmet Onat, Namık İsmail, Ruhi Arel gibi sanatçıların da dahil edildiği kuşağa adını veren ressam İbrahim Çallı, Türk resim sanatının batı anlayışına yönelmesine öncülük etmiştir. İbrahim Çallı da kariyeri boyunca çok beğenilen Atatürk portreleri yapmıştır. En ünlü Atatürk portresi ise 1935 yılına tarihlidir. Atatürk’ün kendisine poz vermediği portrelerini, Atatürk ile arasında geçen bir sohbete dayanarak da tamamlamıştır:

Çallı:
Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal’in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam?

Mustafa Kemal:
Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa Kemal’i çizmek istiyorsun, benim modelliğime gerek yok.

Atatürk ile Çallı arasındaki iz bırakan bir hatıra da Çallı’nın Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda isimli tablosu önünde yaşanmıştır. Tabloyu gören Atatürk çok sevdiği Çallı’ya, “Biz Kurtuluş Savaşı’nda yemeye ekmek bulamıyorduk, senin resmindeki atlar nasıl semirmiş böyle?” diye sorar ve bu tablonun kimseye gösterilmemesini ister. Çallı, bu tepki üzerine tablo üzerinde rötuş yaparak atı biraz daha zayıf hale getirir.

Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda tablosu.

Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda tablosu günümüzde Etnografya Müzesi’nin hemen yanındaki Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenmektedir. Etnografya Müzesi’ne benzer şekilde Resim ve Heykel Müzesi’nin önüne de bir heykel yerleştirmek istenir. Bu heykel, Atatürk’ten farklı bir kişiye ait olacaktır. O kişi; en güzel Atatürk portrelerini yapan ve resimde bir kuşak yetiştiren İbrahim Çallı olacaktır.

İbrahim Çallı heykeli.

Kaynaklar

Atlı Atatürk Anıtı, Etnografya Müzesi, Ankara, İşte Atatürk, https://isteataturk.com (Erişim Tarihi: 8 Mart 2022).
Gültekin Eyibol, Atatürk ve Resim Heykel, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,1973.
Semavi Eyice, Atatürk ve Pietro Canonica, İstanbul: Eren Yayıncılık, 1986.
Serkan Angı, “İMİB Doğal Taş Söyleşisi”, Arkitera https://www.arkitera.com/haber/imib-dogal-tas-soylesilerinin-yeni-konugu-serkan-angi/, (Erişim Tarihi: 8 Mart 2022).
Ü. Aylin Tekiner, Atatürk Heykelleri: Kült, Estetik, Siyaset, İstanbul: İletişim Yayınları, 2010.

Özgün Türkeli
bekliyorum bir kapının önünde/ elimde yazılmamış bir mektupla/ bana karşı ben vardım çaldığım kapıların ardında/ ben açtım, ben girdim, selamlaştık ilk defa...

    Bir Cevap Yazın




    Kavaklıdere sineması Kent

    Kavaklıdere Sineması’nın sessiz direnişi ve bugünü

    Sinemaya gitme deneyiminin geçmişten günümüze oldukça değiştiğini gözlemlemek mümkün, 60’lı yılların apartmanlı sinemaları bugün yerini alışveriş merkezi sinemalarına bıraktı. Alışveriş merkezi sinemalarının artması, bağımsız sinemaların...