Kategorisiz

Ankara’dan güzel sesler geliyor: “Kaptan Anadol! “

Standart bir soruyla başlayalım.Kaptan Anadol’u tanıyabilir miyiz?

Kaptan Anadol! Ankara kaynaklı ama bu aralar Ankara-İstanbul hattında çalışan bir topluluk. Mustafa Yüksel gitar çalıp şarkı söylüyor, Ender Erişen bas gitar çalıyor, Talya Kanmaz ise davul çalıyor. Güneş Kortel’de şehirdışı konserlerinde bize eşlik ediyor. Bildiğimiz anlamdaki hareketliliği tam geçen yıl bu zamanlar başladı. Temmuz ayında Ankara Ölüm Turu’nu ve Aralık ayında Kozmik Öfke’yi yayınladı. Bu kısa çalarlar ile birlikte İstanbul-Ankara konserleri verdi. Bir ara da Roxy Müzik Günleri’nden bir ödül aldı.

Grup elemanlarının dahil olduğu başka projeler var mıdır ?

Mustafa: Evet hepimiz dönem dönem farklı gruplarda çalmış müzisyenleriz. Ben Dengesiz Herifler’de idim bitene kadar. Şu aralar Dasti ile çalışıyorum bir yandan.

Ender: Elbette öncesinde sayısız grupta yer alıp demo ve kısa çalar kaydettim, şu aralar Kaptan Anadol! dışında crust punk grubum Warcrust ile kısa çalar bir ürün hazırlığındayız.

Kısa vadeli planlar arasında neler var?

Mustafa: Benim bir süre İstanbul’da yaşayacak olmam kısa vadeli planlarımızı biraz aksattı. Uzun vadede ise hem eski şarkıların yeni kayıtları hem de yeni şarkılarla dolu uzuncana bir albüm hazırlığımız var şu anda.

Ender: En önemli planımız uzun çaları tamamlayıp yayınlamak sanırım.

kaptan3

“Müzikle uğraşmasam daha iyi olurdu.” dediğiniz anlar oldu mu ?

Mustafa: Yok tam tersi iyi ki uğraşıyorum dediğim zamanlar oldu bol bol.

Talya: Sisteme kızıp dediğim anlar olmuştur benim. Ama hepsi çok kısa sürdü.

Ender: Ben de Mustafa gibi düşünüyorum, “iyi ki müzikle uğraşıyorum” dediğim çok zaman oldu. “Olmasaydı ne yapardım, hayatla nasıl başa çıkardım bilmiyorum” dediğim iki şeyden biridir müzik.

Grupta “patron” diyebileceğimiz biri var mıdır?

Mustafa: Bizde ekmek-köfte dengesi var (bence). Yani birisi bir işle uğraşıp, sorumluluğunu alıyorsa o konuda patron o oluyor. Ama tabi kritik konularda her zaman beraber konuşup karar alıyoruz.

Ender: Mustafa =)

Ankara, Türkiye’de  Stoner Rock yapmak için “en uygun memleket” diyebilir miyiz? Türkiye dinleyicisinin rock müziğe bakış açısı için neler söyleyebilirsiniz?

Mustafa: Bu arada biz katıksız Stoner Rock yapıyoruz dersek biraz ayıp olur. Yani Stoner Rock karakteri üzerinden farklı etkileri yansıtarak devam ediyoruz yola diyelim. Türkiye’nin bu konularda ne kadar dezavantajlı olduğunu burada yazarak anlatmak mümkün değil ne yazık ki.  Dinleyicimiz çok da meraklı değil Rock müziğe. Söz konusu Rock Müzik çok belirli bir biçimde olmadığı sürece. Yani genel olarak alternatif şeyleri eşeleyip dinleyecek insanlar var ama öyle kalabalık bir kitle yok.  Bir de son zamanlarda ana akım medya ve onun alternatifi gibi görünen ama yine ana akım gibi davranan  bir diğer medya ortaya çıktı. Sürekli aynı grupları, aynı cümleler ile yazan, aynı etkinliklerden bahseden bir medya. Bazı alternatif olabilecek şeylerin de bokunu çıkarmak gibi bir huyumuz var ne yazık ki.

Talya: Kesinlikle uygun değil. Toplumumuzun müziğe pek de merak beslememesi yüzünden aslında beklenen bir kitle yok. Genellikle önlerinde ne varsa onu dinleyen bir kalabalığız maalesef. Öte yandan Rock müziğin ruhunu tatması gereken ama tatmamış olan bir çok kişi olduğunu düşünüyorum.

Ender: Yaptığımız, icra etmeyi sevdiğimiz müzik tavır olarak muhalif bir tarz zaten, çok büyük kitlelere ulaşacağımızı, stadyum konserleri vereceğimizi hiç düşünmedik. Yine de söyleyeceklerimizi daha çok kişi duysa dediğimiz de oluyor.

kaptan1

Grup müziği yapmak iyi bir kolektivite gerektiriyor diyebiliriz. Grup arkadaşlığı nasıl gidiyor? Aranızda gerilimin yükseldiği anlar oluyor mu, oldu mu?

Mustafa: E oluyor tabi. Biz maddi olarak değil tabi ama manevi açıdan epey ciddiye alıyoruz müziği. Fikirlerimiz de tabi sıklıkla aykırı olabiliyor birbirine. Kavga edecek kadar olmasak da epey gerildiğimiz zamanlar olmuştur. Tansiyonu ve yoğunluğu yüksek bir iş sonuçta. Hem müzikal olarak işbirliği hem sosyal olarak işbirliği içerisinde olabilmek bir topluluğun harekete geçmesi için olmazsa olmaz bir dayanak noktası.

Talya: Arada sürtüşmeler oluyor aynen. Tüm ilişkilerde gereken güven, sevgi ve saygı eksiğimizin olmaması avantajlarımızdandır aslında.

Ender: Ben gerildiğimizi düşünmüyorum ama heyecanlı bir şekilde tartıştığımız oluyor tabii ki.

Sosyal medyanın müzik üzerindeki etkisini olumlu buluyor musunuz?

Mustafa: O konuda kafam karışık benim biraz son zamanlarda. Tabi ki herşeyin hızlıca heryere yayılıyor olması mükemmel bir imkan gibi. Ancak sosyal medya “var olmayan” bir kitleyi ve ilgiyi de barındırıyor içerisinde. 10000 kişi beğenmiş sizi yine onbinlerce izlenmesi var klibinizin ama konserinizde 50-60 bilet ancak kesebiliyorsunuz. Bu noktada kime neyin faydası var, kimi nasıl yönlendiriyor biraz karışık.

Talya: Tüketimi feci derecede hızlandırdığı için olumsuz etkileri var kesinlikle.

Bu ara dinlediğiniz yarı profesyonel veya amatör gruplar var mı ?

Mustafa: Ben epey yakından takip ediyorum yerli müziğimizi. Çok da severek takip ediyorum hatta. Uluru, Palmiyeler, Balina, Kes, Velet bu aralar dinlediğim gruplar. Ankara için ayrı bir cümle kurmam lazım ama. Bam Bam Bam, Nadas, Al York, Heavy Sky, Renk ve İyi gibi son birkaç yıldır çivi gibi gruplar ortaya çıktı. Bir de Dasti var tabi 🙂

Talya: Nadas ve Heavy Sky’ın yaptığı işleri ilgi ile takip ediyorum.

Ender: 10 sene önce durmadan dinlediğim KENT CODA’ya yeniden sardım bu aralar.

Türkiye’de  ve  Ankara’da hangi sahneler tam sizlik ?

Mustafa: Çalabildiğimiz çoğu yeri seviyoruz biz zaten. Eski Yeni, Noxus, Peyote ve Karga dörtüsü ile iki büyük şehirde ömrümüzün sonuna kadar devam edebiliriz.

Talya: Eski Yeni ve Peyote sahneleri bence harikaydı gerçekten.

Ender: Bence en bizlik sahne Roxy idi.

Bu şarkıyı ben yapmalıydım dediğiniz şarkılar? Herkes istediği kadar sıralayabilir.

Mustafa: Kyuss – Space Cadet, Ian Brown – One Way Ticket to Paradise,  Queens of the Stone Age – Blood is Love, New Model Army – What a Wonderful Way to Go diyeyim ben.

Ender: Deftones – Digital Bath, Nasum – Corrosion, Meshuggah – Break Those Bones whose Sinews Gave It Motion

Talya: Queens of the Stone Age – Keep Your Eyes Peeled, Muse – Handler, Mutemath – Allies, Deftones – Change

Klipten biraz bahsetsek… Senaryo size mi ait? Çekim süreci nasıl geçti ? Son dönemde izlediğim en güzel klip diyebilirim bu arada.

Mustafa: Klip tamamen Erinç ve Emre’nin işi. Bize şuraya gidin, buraya gelin, yana bak, şöyle dur dediler biz de yaptık aynen. Eğlenceliydi ama. Cebeci’nin ortasında yaptık bazı çekimleri ve gece yarısı davul çalınması gerekti. Hani biz ya insanlar rahatsız olur, birisi bir şey der mi diye düşünürken mahalle sakinleri alkışladı bizi pencerelerden mesela.

Talya: İlk başta Erinç ve Emre’ye tekrar teşekkürler. Ama o Cebeci’de çekilen sahneler gerçekten çok garip hissettirmişti. Rahatsızlık vermemek için özellikle ben çok rahatsızdım ama daha sonra dişimi sıkıp mahalle sakinlerinin alkış desteğiyle tuşemi sertleştirebildim ve daha doğal görüntüler elde edebildik.

Şarkı sözlerini herkes farklı farklı yorumlar ve bu da müziği güzelleştiren etmenlerden biridir. Büyüsünün kaçmasını istemeyiz fakat sözlerdeki karamsarlığın çıkış sebebi hakkında ufak tefek bir kaç şey söyleyecek olsanız?

Mustafa: Ufak tefek olmasın, açık açık söyleyelim. Cehenneme dönmüş bir coğrafyada başka türlü müzik yapmak zor oluyor biraz. Hayatım boyunca hep böyle şarkılar yapmadım tabi ama son 1-2 yıldır bu hislerden kurtulmama fırsat bırakmadı gündem. Gittiği yere kadar böyle.

Ender: Kötü zamanlarda şiddet dolu bir coğrafyada yaşıyoruz çok da neşeli işler çıkarabileceğimizi hiç düşünmüyorum açıkçası.

Dinleyeninize bir mesaj bırakmak ister misiniz ?

Mustafa: Her şey bok gibi ama müzik herkes için bir çıkış olabiliyor bazen. Özellikle sizinle aynı topraklarda, aynı sıkıntılar içerisinde üretilmiş müzikler daha da kıymetli bence. Yerli grupları “hor görmesinler”. Spin’de Pitchfork’da yazmayan şeyler kötü müzik olmuyor. Deneyin, dinleyin, şans verin.

Talya: Dinlerken olabildiğince önyargısız olmaları, müziğin iletişimine izin vermeleri lazım. O zaman herkesin daha mutlu olacağına eminim.

Ender: Müzik kurtarır.

Kaptan Anadol! Facebook Sayfası için Tıklayınız

Röportaj: Arın Altay

Lavarla
Lavarla, “Ankara’da hayat yok!” olarak ortaya çıkan bir şikayetin aslında gerçek olmadığını kanıtlamak üzere yola çıkan kalabalık bir ekip.

    Bir Cevap Yazın



    Kategorisiz

    İlhan Koman Yerine Konana Kadar

    Seğmenler Parkı’na 31 Aralık 1992’de yılında dikilen, dünyaca ünlü heykeltıraşımız İlhan Koman’a ait olan heykel, 2016 yılının Mayıs ayında kaidesinden sökülerek çalındı. Heykelin bulunması için...

    Kategorisiz

    Ankara’da Nasıl Yaşanır?

    Ankaralının Ankara’ya, fanatikliğe varmayan bir sempatisi vardır. Herhangi bir şehrin en iyi yanının Ankara’ya dönüşü olduğunu düşünmeyiz biz; tüm şehirleri birbirinden bağımsız sever veya sevmeyiz....