KentYeşil

Ankara Çiğdemi Severse!

Çiğdemleriniz, sevdikleriniz hiç eksik olmasın…

Abant Gölü milli parklarımızdan; gidenler bilir, her mevsim ayrı keyif verir. Çevresinde gezi, karla kaplıyken bembeyaz, diğer zamanlarda rengarenk turlar vaat eder.

Yıllardır endemikleri yılmadan koruyan, emekli olduktan sonra da bu işin peşini bırakmayan, arazide çiçeklerin peşinde koştukça gençleşen ve benim “Anadolu Endemiklerinin Babası” diye tanımladığım Prof. Dr. Mecit Vural ve yeğeni Dr. Gülden Vural ile mart bitmeden Abant’a gittik. Öncesinde, bizi çiğdemlere götürecek olan, Vural’ın üniversiteden arkadaşı Prof. Dr. Mehmet Tekin Babaç ve onun doktora öğrencisi Prof. Dr. İsmail Eker ile buluştuk. Rehberlerimiz Babaç ve Eker olunca, Abant’ın tüm çiğdem noktalarına zaman kaybetmeksizin ulaşıverdik. Güneş o ana kadar bulutların arkasında saklanıyordu. Sanırım Sevgili Gülden’in, “Ben şanslıyım güneş açacak,” sözlerini duymak istemiş!

Pırıl pırıl parlamaya başlayan güneşle Abant turu tam bir çiğdem şölenine dönüşüverdi.

alaçiğdem

Alaçiğdem

Çiğdemler

Çiğdemler, kıştan ilkbahara geçiş döneminde, insanın içini ısıtan çiçeklerdendir. Turumuzda çöpleme, siklamen ve öksürük otu da çiğdemleri yalnız bırakmayanlar arasında mutlaka anılması gerekenler.
Çiğdemler arasında geniş yayılım gösteren yani başka yerlerde de görülebilenlerin yanında sadece burada yaşayanlar da var, konumuz onlar.

siklamen ve çöpleme

Bir çift gösterişli çöpleme, hemen altında pembe pembe siklamenler ve sarıçiçekleriyle öksürük otu.

Beş çiğdem

Hırçın çiğdem (Crocus olivieri), Balkanlarda ve Türkiye’de görülüyor.
Benli çiğdem (Crocus biflorus Mill. subsp. pulchricolor), Türkiye’de görülen endemik bir alt tür.
Ankara çiğdemi (Crocus ancyrensis), endemik. Kahramanmaraş’tan Bolu’ya, açık kayalıklar, çalılıklar veya çam korulukları yaşam alanları. İki asır önce çiçeğin adını koyan George Maw, çiğdemin parlak sarı renklisine Ankara’da rastlamış, çiçeğin adı Crocus ancyrensis (Ankara çiğdemi) olmuş.
Abant çiğdemi (Crocus abantentis),işte buranın çiğdemi! Ankara çiğdemiyle iyi anlaşıyor, az sonra değineceğiz. Abant çiğdemini Brian Mathew ile birlikte bilim dünyasına tanıtan kişi Turhan Baytop. Rahmetle andığımız Baytop, Türkiye’nin tıbbi bitkileri, florası ve eczacılık tarihi konularında 300’ün üzerinde kitap ve araştırmaya sahip. İstanbul Üniversitesinde Eczacılık Tarihi Müzesi’ni kurdu. Türkiye’nin önemli botanikçilerinden Asuman Baytop‘un eşi…

Abant çiğdemi

Abant çiğdemi.

Beşinci çiğdem: Ankara çiğdemi severse!

Alaçiğdem (Crocus paulineae), görünen o ki Ankara çiğdemi, Abant’a geldiğinde sadece gölü değil, Abant çiğdemini de pek sevmiş!

Yürüyorken Ankara çiğdemini gördünüz diyelim, yanında da Abant çiğdemini görürseniz dikkat! Arada, kenarda bir yerde, alaçiğdem de olabilir. Ankara veya Abant, hangisi anne, hangisi baba bilmem ama çocuklarını ilk kez gören bile tanır.

Ne yazık ki çok az görebildik bu hibrit türü. Alaçiğdemin rengi, Abant veya Ankara, hangisinin geni ağır basarsa onun rengine yakın oluyormuş. Bizim turdakilerde Ankara ağır basıyordu.

Herbert çiçeği bulan ve ismini koyan botanikçi, aynı zamanda rahip. Çiçeğin Latince adındaki isimse Paul. Tam adıyla Sir John Dean Paul. O da zengin bir banker, manzara ve at resimleri çiziyor. Herbert ve Paul, İngiltere’de aynı dönemde yaşamışlar ve aralarında birkaç yaş fark var. Bir başka ortak özellikleri de bitki ressamı olmaları.

Diğer yandan konuyla ilişkili başka bir bilgi paylaşalım. Crocus x bornmuelleri, Crocus x gotoburgensis, Crocus boryi x tournefortii gibi çiğdemlerin hibritlerine rastlamak mümkün. Alaçiğdem buraya özgü ve doğal bir hibrit.

Çiğdemi ayrıca yazmıştım, okumak isterseniz, buradan.

Prof.Dr. Mecit Vural

Ankara ve Abant çiğdemleri arasında alaçiğdemi bulmanın mutluluğunu yaşayan Mecit Hoca.

Tükenene dek

Neredeyse tüm hayvan ve bitkiler gibi, çiğdemlerin de yaşam mücadelesinde en çetin rakibi insanoğlu. Yapılaşma, tarla açma veya çorba yapma derdinde!
Ankara’da adıyla mahalle var, bilirsiniz. Mahallede sadece adı kalmış.

Milli Park sınırları içinde çiğdemlerin yetiştikleri yerlerden ikisinin önceki zamanlarda tahrip edildiğini gördük, üzüldük. Biri eski zamanlarda kum ocağı olarak açılmış. Dağın yarısı bitene dek, kümeslerde tavukların altına sermek için uygun toprak diyerek kazılmış da kazılmış. Bugün bir milli parka yakışmayacak görüntüde, moloz dökülen çöplük görüntüsünde. Dağın kesilmediği, molozların dökülmediği, tam yanı başındaki yerde yetişen çiğdemler, iç sızlatıcı.

Şu çorba işi beni ayrıca üzüyor, yazayım, sizi de üzeyim. Çorbayı içtik mi hemen her zaman sadece bir kase içeriz değil mi? 3-4 kişi birer kase çorba içsin diye gerekli olan çiğdem soğanı, taneyle değil, kiloyla isteniyor. Tamı tamına iki kilo çiğdem soğanına ihtiyacınız var! Bu da bir çiğdem alanı bulduysanız, kelimenin tam anlamıyla talan etmeniz anlamına geliyor. Yetiştirip de toplasak içim yanmayacak. Doğada bol diye diye toplarsak, bir de idrar sökücü, kabızlığa da pek iyi geliyor diye düşünürsek, hay zavallı çiğdemin haline. Sözün özü, bu çorba çok yararlı ve lezzetliyse, çiğdem çiftlikleri, tarlaları olmalı, doğal alanlarda, hele milli park sınırları içinde, kesinlikle korunmalı, dokunmaya kıyılmamalı, tükenene dek beklenmemeli.

Ankara’ya dönerken hepsini sayamadığım onca olumsuzluğa rağmen içimiz rahattı. Biliyorduk ki orada Babaç ve Eker gibi hocalarla memleketini seven insanlar vardı.

iğdem Özesni Mustafa Özesni

İşte sevginin bir başka fotoğrafı, Çiğdem ve Mustafa Özesmi.

Özesmiler

Bir çift tanırım, Çiğdem ve Mustafa Özesmi.
Yerim dar (!) fazla tanıtamayacağım ama kısaca; gelirini hayır kurumlarına bağışladıkları Yaşam Sevinci ve Yaşamak Ne Güzel isimli, 75 yılın özetini çıkardıkları kitaplarıyla tanıyıp çok seveceğinizden emin olduğum, yaptıkları diğer güzel işlerin yanında memlekete change.org gibi müthiş duyarlı bir organizasyonu kazandıran Uygar’ın anne ve babası, iki emekli profesör onlar. Abant’ın bir gün sonrasında ENFOD ile yaptığımız Adım Adım Ankara turunda birlikteydik. Çiğdemlerin bir-iki fotoğrafını paylaşmıştım, çok beğenmişlerdi. “Çiğdemlere gittik,” falan diye anlatırken Mustafa Bey, “Ben rahatım, ne mutlu bana!” dedi birdenbire! Biraz muzipçe, geri kaçarak. “Benim Çiğdemim hep yanımda!”

Yaşamınızda çiğdemleriniz, sevdikleriniz hiç eksik olmasın dileklerimle…

Kaynaklar

Çiğdem konusunda ne biliyorsam öğrendiklerim: Sevgili Vural, Babaç ve Eker.
Çiğdem türleri için: Bizimbitkiler.org.
Çiğdem hibritleri için: alpinegardensociety.net ve srgc.org.uk.
Abant çiğdemi için: crocusmania.blogspot.com, en.wikipedia.org ve researchgate.net.

Necati Yalçın
İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara, Keyifli Öğretmenlik, Keyifli Öğretmenlik 2, Sevdiğim Ankara ve Mehmet Tunçer-Savaş Sönmez ile Kaybolan Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın




    Hıdırlıktepe ABB Kent

    Ankara’nın yeni zirvesi Hıdırlıktepe

    Başkent Ankara, coğrafi yapısıyla dikkat çeken bir şehir. Şehrin tam merkezinde manzarası ve tarihiyle öne çıkan Hıdırlıktepe, Ankara’nın göbeğindeki en yüksek tepe. Bir üçgen gibi...