Kent

27 Aralık 1919’da Gelen Ev Sahibi

Payitaht!
Yani başkent, 13 Kasım 1918’te işgal edilmişti, tahta dokunulmamıştı belki ama payı kalmamıştı.
İzmir de, 15 Mayıs 1919’da işgal edilmişti.
Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’in işgalinden bir gün sonra denizden başlayan yolculuğu karadan devam edecek ve 27 Aralık 1919’da Ankara’da sona erecekti.
Ankara güya işgal altında değildi ama kentte İngiliz ve Fransız birlikleri vardı.
İngilizlerin komutanı Vitol, Fransızlarınki Buazo (Doburazo) idi.
İkisi de kısa bir süre sonra kaçarak boşaltacakları binalarda kullanıyorlardı: Vitol, istasyondaki Direksiyon Binası’nda, yani 3 ay sonra Mustafa Kemal Paşa’nın karargâh ve evinde…
Buazo, İttihat ve Terakki’nin binasında yani dört ay sonra meclisin açılacağı 1.Meclis binasındaydı.

Ev sahibiyle yakında tanıştırırız!

İngiliz Komutanı Vitol, Türklerle temas etmeye çalışıyor ama pek başarılı olamıyordu.
Vitol ile Türkoğlu Ali Ağa arasında bir konuşmadan bir bölüm:

Vitol: “Biz size misafir geldik, ev sahipleriyle görüşmek istiyoruz.”
Ali Ağa: “Biraz daha sabrediniz. Pek yakında evin sahibiyle tanıştırırız!”

Türkoğlu Ali Ağa’nın yanıtı, Ankara’nın nelere gebe olduğunun habercisiydi aslında. Ankara, işgallere karşı ilk mitingi düzenleyen veya vali ataması nedeniyle padişaha kafa tutan hatta yerine kendi valisini seçen bir kent olarak dikkat çekiyordu.
Türkoğlu’nun “ev sahibi” diyerek andığı kişi Mustafa Kemal Paşa’ydı. Vitol bunu ancak 27 Aralık günü anlayacaktı…

Hoca Rıfat Efendi

Dikmen sırtlarından üç araba ve o güne dek görülmemiş bir kalabalıkla karşılanan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, “vardık” diyerek soluklanacakları Vilayet Konağı’na doğru Ankara içlerinde ilerlemeye başlamışlardı. PAnkara uleması bugünkü Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin olduğu yerde toplanmıştı. Başlarında, Hoca Rıfat Efendi vardı.
“Hoş geldiniz, safa geldiniz. Kademler getirdiniz. Memleketimizi aydınlattınız. Canla başla sizinle beraberiz!” dedi.
Mustafa Kemal Paşa, “Çok teşekkür ederim,” dedi.

Konvoy, bugünkü Radyo Evi’ne kadar gitti, düz devam etmek yerine sola, istasyona döndü. Hoca Rıfat Efendi…

Rıfat Börekçi. Aydın bir din adamıydı. Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı oldu. Vefatına dek görevinin başında kaldı…

İstasyon ile İttihat ve Terakki Binası Arası

Mustafa Kemal Paşa istasyon meydanında jandarma takımıyla polisleri selamladı. Kaynaklar İngiliz Komutan Vitol’un o sırada bir at üzerinde olduğunu yazıyor. Büyük olasılıkla Türkoğlu Ali Ağa’nın sözünü ettiği “ev sahibinin” bu kalabalığın önündeki kalpaklı, kürklü kaputlu ve elinde bastonlu kişi olduğunu anlaması uzun sürmedi. Ankara’yı sessizce terk etmesi de uzun sürmeyecekti.
Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya girdiğinden beri alışmaya başladığı bir manzarayla tekrar karşılaştı. Yolunu, bir seğmen alayı daha bekliyordu.
Güveçli İbrahim, bir elinde bayrak, sol elinde altın işlemeli iri bir pala ve göğsünde Kur’anı Kerim, tunçtan bir heykel gibi… Sağında Kasap Yaşar Efe, büyük bir teke palayla. Solunda köfteci Kırış’ın Bekir Efe.
Ve sırayla diğer seğmenler.

Mustafa Kemal Paşa yaklaştı, Kur’anı Kerim ile bayrağın ucunu öptü ve sordu: “Nasılsın ağa?”
“Duacıyım, sağ ol Paşam!”
Paşa önde, davul-zurnalı büyük kalabalık arkasında yürümeye devam edildi.

İttihat ve Terakki binasına gelirken bir grup kız ve erkek öğrencilerin “yaşa” sesleri yankılanıyordu.

Paşa’yı karşılayan öğrenciler içinde daha sonra bursla yurt dışına gönderilecek ve ordinaryüs profesörlüğe kadar yükselecek Hıfzı Veldet Velidedeoğlu da vardı. Anılarında Fransız Komutanı Buazo’yu, yanında bir başka subayla Mustafa Kemal Paşa’yı o gün gördüğünü yazacaktır.

Sonra?

Vitol ev sahibini uzaktan da olsa tanıdıktan sonra ne mi oldu?
15 Mart 1920’de, yani İstanbul’un ikinci kez işgalinden bir gün önce Ankara’yı terk etti. Bence kızılca günü yaratanların gazabından kaçıştı bu.

Günü, Kızılca Gün Yapanlar

27 Aralık 1919’u Kızılca Gün yapanların hepsini anabilsek keşke. Tümü adına, kaynakçada verdiğim kitaplardan derlediğim isimleri anmak istiyorum.

20’nci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey (konvoyu Eymir Gölü’nde, Gölbaşı’nda karşıladılar)
Eskişehir Mebusu Emin Sazak, eşraftan Naşid Efendi (Dikmen bağlarının eteğindeki küçük çeşme başında)
Kayyum Dede (Hacı Bayram’da dua okudu)…
Zurnacı Kiş, Apdal Hasan, Apdal Haydar, Apdal Mahmut (30 zurnacı ve 50 davulcudan ismini bulabildiklerim)
Şişli Ahmet, Bekçi Hasan, Karabiberin Rıfat (baltacılar)
Ahras İbrahim (hem çalıp hem oynuyor)
Binbaşı Fuat, Kınacızade Şakir, Attarbaşı Rasim, Toygarzade Ahmet, Ademzade Ahmet, Hatip Ahmet, Kütükçüzade Ali, Hanifzade Mehmet, Bulgurzade Tevfik Bey (karşılama heyeti)
Güveçli İbrahim, Türkmen Hacı Hüseyin ve Kayserili Hacı (bayrak taşıyan 3 seğmen)
Seğmen başı Kasap Yaşar, Yağcıoğlu Fehmi ile küçük seğmenler Yağcıoğlu Cemal, Rahmi, Yağcıoğlu Ahmet.
Hoca Hasan Efendi (Medreseler Müdürü)
Halis Bey, Mahmut Bey
Topçu Şeyhi Efendi, Şali Efendi (şeyhler)
Rufai Dervişi Muharrem, Derviş Çilingir İbrahim, Kalaycı İbrahim, Derviş Necati, Köprülü Faik, Ali, Osman Ağa (dervişler)
Hoca Rıfat Efendi (Müftü, bu yazıdaki konu ettiğimiz güzergâhta – Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin olduğu yerde)
Naşit Hakkı Uluğ, Hıfzı Oğuz Bekata (o sıralarda ilkokula yeni başlamış), Hıfzı Veldet Velidedeoğlu (o sıralarda lise öğrencisi).

 

Not: Atatürk’ün ‘yol uzatma’ ile ilgili düşüncelerini yine Şapolyo’nun kitabından öğreniyoruz: “O zamanlar Ankara’yı işgal eden İngiliz kumandanı, istasyonda oturuyormuş. Onlara, milletin galeyanını göstermek için merasim tertibatı bu şekilde yapmışlar!”

Kaynaklar

* Enver Behnan Şapolyo, Atatürk ve Seymen Alayı.
* Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, II. Cilt.
* Nejat Akgün, Burası Ankara.

Necati Yalçın
İletişim, eğitim, tarih, sanat ve kent üzerine akademik yazılarının yanında gazete, dergi ve internet sayfasında köşe yazarı. Halkla İlişkiler, Milli Mücadele, Cumhuriyet’in Açıkhava Müzesi Ankara, Yazdığım Ankara, Gezdiğim Ankara, Keyifli Öğretmenlik ve Mehmet Tunçer-Savaş Sönmez ile Kaybolan Ankara kitaplarını yazdı.

    Bir Cevap Yazın




    Kavaklıdere sineması Kent

    Kavaklıdere Sineması’nın sessiz direnişi ve bugünü

    Sinemaya gitme deneyiminin geçmişten günümüze oldukça değiştiğini gözlemlemek mümkün, 60’lı yılların apartmanlı sinemaları bugün yerini alışveriş merkezi sinemalarına bıraktı. Alışveriş merkezi sinemalarının artması, bağımsız sinemaların...